|
Kör oldum doktor!
Duyamıyorum
Duygularınızı
tanımlayamadığınız anlar olmuştur mutlaka; hislerinizin ne
olduğunu kelimelerle anlatamadığınız, hatta ne hissettiğinizi
anlayamadığınız zamanlarınız. Zaman Gazetesi - GÜLİZAR BAKİ
Sevindiniz mi, üzüldünüz mü,
yoksa hayretler içinde mi kaldınız bir türlü çözemezsiniz.
Anlayamadığınız gibi hangi kelimelerle anlatacağınızı, nasıl
ifade edeceğinizi de bilemezsiniz. Bir de sebepsiz sağlık
sorunları vardır; durduk yere başlayan baş ağrısı, halsizlik
ve sebepsiz karın ağrıları. İşte o tanımlanamayan duygular
ve sağlık sorunları birbirleriyle ilintili olduğu gibi ‘aleksitimi’
olarak adlandırılan bir durumun da nedeni ve sonuçları. 1970’li
yılların başında psikanalist Bsifneos tarafından geliştirilen
aleksitimi kavramının Türkçe karşılığı ‘duygu körlüğü’ ya
da ‘duygu sağırlığı’. Aleksitimi, kişilerin kendi ve diğer
insanların hislerini algılama yetisinden yoksun olmasına deniyor.
Aleksitimi konusunda Türkiye’de çalışmalar yapan az sayıdaki
uzmandan birisi olan Dr. Kemal Sayar, aleksitiminin üç boyutu
olduğunu söylüyor. Birincisi, duygularını tanıma ve ayırt
etme konusunda zorluk yaşamak; ikincisi duyguların ifade edilmesinde
zorlanmak, üçüncü boyutu da düşlem yaşamında kısırlık ve somut
düşünmek. Aleksitimiyi üç boyuta ayıran Sayar’a göre duygularının
ne olduğunu anlamadığı gibi ayırt etmede de zorluk yaşayan
bireylerin yanı sıra, duygularını karşı tarafa ifade etmede
kelimelere dökmede zorluk yaşayanlar ve hayal dünyası kısır
olan bireylerin aleksitimik olma olasılığı çok yüksek.
Aleksitimikler ne tür bir duygulanım
içinde olduklarını fark edemedikleri için hislerini bedensel
duyumlarından da ayırt edemiyorlar. Sayar, buna öfke nedeniyle
içinde kabarma hisseden aleksitimiklerin bu durumunun öfkesinden
olacağını anlamadığı için midesinde bir sorunu olduğunu düşünerek
doktora gitmesini örnek gösteriyor. Aleksitiminin neden olduğu
sağlık sorunlarını; strese bağlı rahatsızlıklar başta olmak
üzere; baş dönmesi, ülser, yüksek tansiyon, spazmik bağırsak
sendromu, karın ağrısı ve kaynağı bilinmeyen ağrılar olarak
sıralayabiliriz. Uzmanlar tarafından çok kesin olarak söylenmese
de aleksitiminin insan ömrünü kısaltıcı etkiye sahip olabileceği
konuşuluyor. Peki aleksitiminin ortaya çıkış sebepleri nelerdir?
Aleksitiminin tedavisi var mıdır? Birisi aleksitimik olduğunu
nasıl anlar? Bireylerin duygularını ifade edebildiği ölçüde
onların kendisine verdiği yükten, kasvetten, gerilimden kurtulduğunu
söyleyen Sayar, psikiyatristler olarak herkese her fırsatta
duygularını paylaşmalarını önerdiklerini belirtiyor. Sayar,
insanların duygularını ifade etmediği zaman o duygunun bir
kar topunun dağdan yuvarlanması gibi giderek büyüyeceğini
ve bir çığa dönüşebileceğini söylüyor. Bu durum sevinç için
de öfke için de geçerli. Paylaşılmayan, içe atılan duyguların
insanlara fiziksel ve ruhsal hastalıklar olarak aksedeceğinin
altını çizen Sayar, duyguların uygun üsluplarla ifade edilmesi
gerektiğini söylüyor. Duyguların ifade imkanı bulmadığı durumlar
duygulara karşı bireyin sağırlaşmasına neden oluyor. Bu da
duyguları tanımayı, ayırt etmeyi engelliyor. Yani birey aleksitimik
oluyor.
İnsanların kalabalıklar içinde
tek başlarına yaşadıklarına ve gerçek anlamda kimseyle hiçbir
paylaşımları olmadığına dikkat çeken Sayar, duygularını tek
başına kimseyle paylaşmadan yaşayan bireylerin giderek kendi
duygularına karşı sağırlaştığını söylüyor. Bu durumda insanlar
öfkesiyle sevincini ayırt edemez duruma geliyor. Bu da her
türlü psikolojik ve psikosomatik sorunlara zemin hazırlıyor.
Hiper tansiyon, kalp krizi, sebepsiz ağrılar, bağırsak ve
astım hastalıkları...
Sayar, aleksitiminin başlı başına
bir hastalık olmadığını vurgulayarak, ruhsal ve fizyolojik
birçok rahatsızlığın tetikleyicisi olduğunu belirtiyor. Bu
sorunun çözümünün psikoterapiyle olabileceğini söyleyen Sayar,
ehil birisi ile, bireyin sorunlarını tartışarak konuşmasının
tedavi edici olduğunu belirtiyor. Bireye içgörü kazandıracak
bir psikoterapiyle duygu sağırlığından kurtulabileceğini söylüyor.
Sayar, toplumumuz için şu tespiti
yapıyor: “Erkeklerinin ağlaması ayıplanan, kadınlarının ise
sünger gibi her derdi emen, bütün sıkıntıları sinesine çeken
ama bunu asla dışarı aksettirmeyen, ailenin temel direği olduğu
bir doğu toplumuyuz. Paratoner gibi sıkıntıları çeken ama
hislerini dışarıya asla yansıtmayan bay ve bayanların buna
karşılık nedensiz sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Sık sık
depresyona giriyor, panikatak oluyor. Ülkemiz de ani kalp
krizi oranı oldukça yüksektir.” Aleksitimi oranı psikiyatrik
hastalıklarda % 31. Sayar, buna ek olarak sokaktaki her 10
kişiden birinin aleksitimik olduğunun altını çiziyor. İlginç
olan nokta ise aleksitimide eğitim seviyesinin önemli bir
etken olması. Bireyin kelime haznesi ne kadar düşük ise aleksitimik
olma ihtimali o kadar yüksek oluyor. Çünkü duyguların ifade
edilmemesi ve duyguların ayırt edilememesi olarak tanımlanan
aleksitimi, duygularını anlatacak ne kadar çok kelime bilinirse
o kadar duygular ifade imkanı bulur. Dolayısıyla aleksitimide
eğitimsizlik daha baskın bir etken. Sayar, ailelerin çocuklarının
aleksitimik olmaması için duygularını ifade edebilecekleri
imkan ve ortamları sağlaması gerektiğini söylüyor. Sayar,
“eğer anne çocuğun duygusal ihtiyacına karşılık ver(e)meyen
bir anne ise örneğin altını ıslattığında, karnı acıktığında
ya da okşanmak istendiğinde hemen karşılık vermiyorsa çocuk
bir süre sonra anneye karşı güvenli bir bağlanma duymuyor
ve anneye karşı duyarsızlaşıyor. Çocukluk döneminde sevilme
ihtiyacı yeterli ve iyi karşılaşmamışsa çocukların aleksitimik
olma ihtimali fazla. Çocuklukta travma yaşayan ya da yeterli
ilgi ve sevgi gösterilmeyen çocuklar bu duygusal örselenmelerle
baş edebilmek için duygu dünyasının kepenklerini indiriyor.
Duygusal açıdan dünyaya kapalı bir birey oluyor.
” Eyvah ben duygu körü müyüm?
Duygu körü yani aleksitimik
olup olmadığımızı nasıl anlarız? Bu konuda hazırlanmış 20
sorudan oluşan bir test var. Bireyin duygularının farkında
ve ayırımında olup olmadığını ölçen Toronto Aleksitimi Skalası
dünya genelinde kullanılan ve her geçen yıl geliştirilen bir
test. Sorulara uygulanan kişinin 1’den 5’e kadar puan vermesi
isteniyor. 20 soruya verdiği puanlar 62’den fazla ise aleksitimi
teşhisi konuyor. Sorular duygularının farkındalığını ölçme
ve duyguların ifade edilip edilememesi üzerine kurulu. Örneğin
“duygularım için uygun kelimeleri bulmak benim için zordur”
ifadesine kendinizi baz alarak 1’den 5’e kadar kaç puan verirsiniz?
“Sorunları yalnızca tarif etmektense onları çözümlemeyi yeğlerim;
...keyfim kaçtığında, üzgün mü, korkmuş mu; yoksa kızgın mı
olduğumu bilemem.”
Hiçbir çağda olmadığı kadar
iletişim kanallarının açık olduğu bir çağı yaşıyoruz. Mesafeler
kısaldı ve herkese her an ulaşabilme imkanları doğdu. Aynı
zamanda insanların en fazla yalnızlaştığı ve giderek kendi
adacıklarına çekildiği bir zamanı da yaşıyoruz. Dr. Kemal
Sayar, modern çağın toplumları olarak yalnızlaştığımızı ve
paylaşımlarımızın her geçen gün azaldığını söylüyor. Gündüz
işte kısır iletişim ortamında geçen hayat gece ise televizyon
karşısında yine duyguların ifade edilme imkanı bulamadığı
bir ortamda geçiyor. İnsanlar kalabalıklar içinde tek başlarına
yaşıyorlar ve başkalarıyla hiçbir paylaşımları olmuyor. Sayar,
duygularını tek başına paylaşmadan yaşayan bireylerin giderek
kendi duygularına karşı sağırlaştığını belirtiyor. Bu durumda
insanlar öfkesiyle sevincini ayırt edemez duruma geliyor.
Bu da her türlü psikolojik ve psikosomatik sorunlara zemin
hazırlıyor. Hiper tansiyon, kalp krizi, bağırsak ve astım
hastalıkları, nedensiz baş, sırt, karın ağrıları, baş dönmesi...
Henüz 30 yıllık bir kavram olan aleksitimi (duygu körlüğü)
uzmanların tahminine göre dünyada yaygınlığı son derece yüksek
olan bir sorun. Yani dünyada her 10 kişiden birisi aleksitimik.
|