|
KIRILGAN KIZLAR
KULÜBÜ
Bir
ses etseniz uçuşup gidecekler. Kazara bir sözcük düşürseniz
yere, onun boşluktaki hışırtısıyla kaçışacaklar saklandıkları
kovuklara. Her sözcüğün özenle kurulması gerek, ses tonunuz
sessizlikle mırıltı arasında gidip gelmeli ki incinmesinler.
Onlar, hayat meydan savaşına çıkmadan kendilerini mağlup ilan
eden kızlar. Gönüllü mağlupları hayatın.
Kâh yorganlarını başına çeker,
kâh kendilerini eve ve sürgit bir mutsuzluğa hapseder ve bir
istiğna makamında yaşarlar. İsterler ki bir ses, bir yürek
onları bulsun ve onları çocukluğun o sert kışından çekip çıkarsın.
Yeterince soğuk yemişlerdir, isterler ki bir yürek onları
sarmalasın ve sıcaklığıyla ısıtsın. Sadece böyle bir tesadüf
onları hayata çıkarabilir. İncinmiş bir çocukluk, ancak bir
başkasına yaslanarak, sendelediğinde mutlaka orada yanı başında
olacağını bildikleri bir yürek değneği ile şifa bulacaktır.
Kayıtsız şartsız bir anne, varlığını ona sunan bir âşık, ürkekliğin
dilini konuşabilen bir insan. Hayat hep kendimize doğru bir
yolculuktur.
Onlar çocukluğun o sert kışında
dünyanın tehditkâr bir yer olduğu bilgisini edinir. Ruhun
karanlığı derinleşir. O derinlik, kendisine mahsus bir neşe
üretmekte gecikmez. Acıyla teselli bulmanın neşesi. Maruz
kaldıkları her türlü duyarsızlık, dünyanın tekinsizliğini
doğrulayan bir kayıt olarak bireysel tarihe not düşülür. Dünya
kötüdür ve ondan saklanmak gerekir. Nihilizmin o serin kuyusunda,
eylemsiz durarak, dünyaya bir bildiri bırakılır. Hayattan
öğrenecekleri her yeni şeyin, yeni darbeler yemekle olabileceği
sezgisiyle insandan uzak yaşanır. Kötülükten kendini sakınamayan
kızlar, yiğit bir adamın çıkıp da onları serazat sevemediği
kızlar, kırılgan kızlar. Mesafe ve kayıtsızlığın zırhıyla,
hayatın mızraklarından korunanlar.
Onların birkaçını tanıdım. O
zırh ruhun yaralarının bağladığı bir kabuk gibi, onlara ulaşmanızı
engeller. Cerahatli yarada yol alan bir cerrah gibi, ustaca
sokulmalısınız o sisli geçmişin sokaklarına. Sevilme açlığının
açtığı yaralar narindir. Düşünmeden ve hissedilmeden söylenmiş
her söz, o yaraya tuz basar. Orada ancak sahici bir insan
olabilirseniz, onun yaraları kadar sahici durabilirseniz,
kendi yaralarınızla yüzleşecek kadar bir cesaretiniz varsa,
varsınız. Kuru nasihatler, ezberlenmiş cümleler, acının örsünde
dövülmemiş yaşantılar ruhun yaralarına nüfuz etmez. Ancak
kendi kırılganlığının sesini duyabilen birisi, o kırılgan
kızları da işitir. İnsan bir başkasını en çok yaralarından
tanır. Kendi yaralarından.
Kırılgan kızlarla konuşmak
benim için iki türlü bir yolculuktur. Onları, 'içlerinde var
olduğunu bilmedikleri' bir yere götürmek için, bir tür kılavuz
kaptanlık yapmak zorundayımdır. Ruhun derin acısı o 'var olmayan
yer'den yayılır. Orayla karşılaşmak acıyı hafifletmez belki
ama bir farkına varış imkânı verir. Farkına varmakla anlam
veririz. Bir acıyı anlamlandırabildiğimiz zaman ruh eksik
olanı ikmal eder, tamamlanır, olgunlaşır. O acıyı üreten yanlışları
durmaksızın tekrarlamaktan vazgeçeriz.
Ve onlarla yürümek beni kendimle
buluşturur. Hayatın türlü telâşı içinde kendime söylediğim
yalanlarla, kendimden sakladığım gerçeklerle, kendime değmekten
kaçındığım yerlerle buluşturur. Bazen onların öyküsünden ayrılarak
kendi karanlığıma doğru giderim. O karanlıkta bulduğum bir
yaşantı, geri döndüğümde, bana anlatılan öyküyü de anlamamı
sağlar. Aslında ben kendi karanlığıma giderken, kendi yolumu
yürür ve kendi kırılganlığımla yüzleşirken, ona doğru iz sürmüş
olurum. Hayat bazen bir şifa verme çabasıdır. Ötekine, kendimize
ve bütün varlığa.
Kırılgan kızlar ya terk edişin
soylu dağında bir münzevi olur, ya da hayata bir yerinden
katılır ve içlerinde zaman zaman nöbetler halinde dışarı vuran
bir sızıyla yaşamayı sürdürürler. 'Yaşamıyor gibi yaşamak'
sanatının ustasıdır onlar. Bir keşiş, yedi yüz yıldır mağarasında
konaklayan bir bilgeyle karşılaşmış dağda. 'Güzel insan' demiş
ona, 'neden şuraya bir ev yapıp da rahat etmiyorsun?' 'Hayat
çok kısa' diye cevap vermiş bilge, 'yerleşmeye değmez'. Mağlupların
bir bilgeliği vardır. Dünyanın mağlupları, dünyayı yerleşmeye
değer bir yer olarak görmeyenlerdir.
Kırılgan kızlar işte biraz
da bunun için kırılgandır..
|