|
Korku
ve fobiler
Hazırlayan
Selva Arslan
En gencinden en yaşlısına kadar
hemen herkes endişe ve korku duygularını hayatlarının belirli
dönemlerinde zaman zaman tecrübe ederler. Herhangi bir durum
karşısında hissedilen rahatsızlık verici belirli bir endişe,
yerini hiçbir zaman rahatlatıcı duygulara bırakmaz. Fobi haline
dönebilen bu korku ve endişe hisleri, insanın hayattan en
verimli şekilde en fazlasını koparabilme yeteneğini körelten
önemli etkenler haline dönüşürler.
Belirli bir noktadan sonra
insanın hayatını kontrol altına alabilen stres, korku, endişe
gibi duygular, profesyonel doktor tedavisi öncesinde ve ötesinde
bireysel çaba, yöntemlerle başa çıkılabilecek olgulardır.
Düşünce ve duygularımızı, bizi kısıtladığı noktada kontrol
ederek hayattan en iyi şekilde faydalanmamızın yolu ise, ilk
olarak korku, endişe, fobi gibi terimleri doğru bir şekilde
tanımlayıp kaynak ve teşhis noktalarını doğru bir şekilde
değerlendirebilmekten geçmektedir.
Korku nedir? Korkuya sebep
olan şeyler nelerdir? Niçin bazı insanlar korkusuzca uç kenarlarda
gezinmekten hoşlanırken, bazı insanlar ise en ufak korku yaratıcı
noktadan uzak durmaya çalışıyor? Korku ve endişe arasındaki
fark nedir? Bir korku ne zaman bir fobi olarak nitelendirilir?
" KORKU VE ENDİŞE NEDİR?
Korku, hepimizin
hayatta kalma mekanizmasında var olan, her normal bir insanın
sahip olduğu duygusal bir tepkidir. Bebeklikten yaşlılık dönemine
kadar hepimiz hayatta kalma içgüdülerimize sahip olduğumuz
sürede ve ölçüde, her tehlike hissedişimizde korku ile tepki
veririz. Korku, aklı ve bedeni içine alan, tehlikeye karşı
oluşan bir savunma mekanizmasıdır. Korku, tehlikeye karşı
bizi uyaran ve tehlikeyle başa çıkmamız için bize hazırlık
yapma imkanı sunan koruyucu bir amaca hizmet etmektedir.
Korku reaksiyonları, her ne
zaman korku duyulacak yada bilinmeyen, yeni bir şeyle karşılaşılacak
olunursa olunsun, muhtemel bir tehlike karşısında hemen kendini
gösterir. Bu beklenmedik bir balonun aniden patlamasına karşı
bir tepki yada bizi şaşırtan yine beklenmedik bir şeye karşı
oluşabilen tepkisel bir duygu durumu da olabilir. Bu yoğun
duygu durumu, genellikle saniyelerle kısıtlı olup, beyin tehlikenin
olmadığını, geçtiğini idrak edecek kadar yeterli bilgiyi almasına
dek sürer. Beynin belirli, kesin bir işaret almadığı durumlarda
ise, korku daha uzun sürerek daha yoğun hissel bir tepkiye
yol açabilir.
Çoğu insan olaylar ve durumlar
karşısında, korku beslediği nesne veya durumdan sakınır bir
tavır izler. Tabii ki, korkunu yarattığı o heyecan yükleyici
aşırı hızdan hoşlanarak korku karışımı heyecan sağlayıcı uç
sporlarla ilgilenen istisna tutabileceğimiz insanların varlığından
söz etmek de mümkündür. Fakat, hepimiz az yada çok miktarda
bir korkuyu, bir parça farklı olarak da olsun hayatlarımızda
birebir tecrübe ederiz.
Endişe, görünüşte
var olan bir neden olmaksızın oluşan kavrayış, anlama şekli
olarak tanımlanır. Endişe genellikle, bir insanın güvenlik
ve huzurunu rahatsız edecek, bozacak anlık bir tehlikenin
olmadığı, fakat bu duygunun kendini hissettirdiği veya birey
tarafından hissedildiği durumlarda ortaya çıkar. Endişe, insanın
var olan durumdan kaçarak kurtulmak istemesine sebep olabilir.
Kalp hızla atmaya başlar, vücut terlemeye başlar. Ve bunu
da, midede oluşabilecek kasıntılar ve midenin içinde uçuşan
kelebekler hissi izleyebilir. Bununla yanı sıra, çok az miktarda
oluşabilecek endişe, aslında insanların tetikte ve odakta
kalmalarına yardımcı olabilir.
Çocuklar, hayata dair yeni
tecrübe etmeye başladıkları ve aşina olmaya başladıkları şeylerden
etkilenerek, yetişkinlere oranla daha fazla korkuya sahip
olma eğilimi gösterirler. Yaşça büyük çocukların korkuları
daha küçük çocuklarınkinden farklı bir boyut gösterirken,
her çocuğun en az bir nefeste sayabileceği bir dolu korkuya
sahip olması da oldukça normaldir. Yaşça küçük çocuklar karanlık,
canavarlar, gök gürültüsü, şimşek, kaybolma, iri köpekler
gibi şeylere karşı yoğun bir korku duyarken; daha büyük çocukların
korkuları ise genellikle incitilme, aşağılanma gibi şeylere
karşı oluşabilir. Ayrıca, çocukların belirli şeylere karşı
korku ve endişe sahibi olmaları, onları güvenli davranış biçimleri
geliştirme konusunda yardımcı olabilir. Örneğin, ateşten korkan
bir çocuk, bu korkusundan uzak durmak için kibritlerle oynama
alışkanlığından vazgeçebilir.
Çocuklar büyüdükçe, geliştikçe
korku ve endişelerinin doğası ve şekli de değişmeye başlar:
- Yabancı kişilere ve mekanlara
karşı huzursuzluk yaşayan çocuklar, tanımadıkları insanlarla,
aşina olmadıkları yüzlerle karşılaştıklarında anne- babalarına
sıkıca yapışarak gerginliklerini önlemeye yönelik bir çeşit
teskin edici tedbir olarak anne babalarına sığınırlar (yabancı
endişesi).
- · 10- 18 aylık yeni yürümeye
başlayan çocuklar, anne babasından biri veya her ikisi yanından
ayrıldığında, duygusal açıdan sıkıntılı ve huzursuz anlar
yaşarlar (ayrılma endişesi).
- 4- 6 yaş arası çocuklar,
canavar yada hayalet gibi şeyler hakkında korku ve endişe
yaşarlar.
- 7- 12 yaş arası çocuklar
ise gerçek olay ve durumları yansıtan ve gerçekte tecrübe
ettikleri- bedensel yaralanma, doğal afetler gibi- şeylere
karşı korku beslerler.
Çocukluk döneminden çıkıp, buluğ
çağına giren ergenler de, yine yaygın olarak belirli korkulara
sahip olma eğilimi gösterirler. Çoğu ergen küçük duruma düşünülme,
başarısız olma gibi sosyal korkuları tecrübe ederken, bazıları
ise hasta olma veya yara alma gibi endişeler taşıyabilir.
Bir kısım ergen yükseklikten, köpeklerden, yılandan, böceklerden
veya topluluk önünde konuşma yapmaktan korkabilir. Ayrıca
dünya görüşlerinin ve ufuklarının geliştiği bu dönemde, ergenlerin
savaş veya şiddet gibi global korkularının da oluşması oldukça
muhtemeldir.
KORKU VE ENDİŞE ARASINDAKİ
FARK NEDİR?
Korku, gerçekte
var olan tehlike sinyaline karşı bir reaksiyondur ve olan
şeye karşı kendini koruma aksiyonuna fiziksel ve beyinsel
bir gerilmeyle dahil olma durumunu beraberinde getirir. Vücut
aniden savaşım ve uçuş moduna girer. Örneğin, henüz önünden
aniden geçmiş, sıyırmış hızlı bir arabadan kendini ucu ucuna
kurtarmış kişi, korku anını mutlaka yaşar. Kendini anlık bir
refleks ile geri çeken bu kişi, tehlikenin geçtiğini idrak
eder etmez, korkusu yok olur- korkunun ardında bıraktığı fiziksel
etki olan dizlerinin titremesi bir iki dakika devam etse bile.
Endişe, yine
fiziksel ve zihinsel bir gerginlik formu olarak kendini gösterirken,
önemli bir noktada korkudan ayrılır. Endişe duygusunun tecrübe
edilmesinde, korku anında yaşanan şeyin duygusunun tepkisinden
farklı olarak, gelecekte gerçekleşmesi muhtemel bir tehlikenin
veya kötü bir şeyin olacağının hissedilmesi yoğun şekilde
hissedilen bir duygu durumudur. Yani, endişenin tecrübe edildiği
anda aslında olan, gerçekleşen bir tehlike yoktur.
Her insan hafif yada baskı
derecesinde farklı endişe şekilleri yaşar. Ufak bir endişe
duyumu, bir bakıma insanın ayaklarının ucuna basmasını ve
daha iyi motive olmasını sağlayan bir faktör olarak da düşünülebilir.
Örneğin, sınavdan kötü sonuç alma kaygısı, kişiyi önemli derecede
motive ederken, daha fazla çalışmaya yönlendirir. Orta dereceli,
ılımlı miktarda endişe vücuda ve zihne stresli yada ürkütücü
bir şeyle başa çıkma konusunda ve buna hazırlanmada önemli
derecede yardım edebilir.
Bazen duyulan endişe miktarı,
kişinin kontrolünden ve ortalama miktarından uzaklaşarak oldukça
yoğun ve uzun süreli bir forma dönüştüğünde ise kişinin normaldeki
performans kabiliyeti olumsuz yönde etkilenebilir. Özellikle,
her şey hakkında aşırı derecede endişe duyan ergenlerin duygu
durumu bir çeşit kaygı bozukluğu (anxiety disorder) olarak
da nitelendirilebilir. Bir ergenin yaşayabileceği endişe ve
korku bozuklukları, birkaç tip bozukluk şeklinde sınıflandırılmış
ve göstermiş oldukları semptomlara göre adlandırılmıştır.
Birçok ergenin endişe sorunları ise birden fazla kategoriye
girecek şekilde üst üste binmiş halde kendini göstermektedir.
FOBİ NEDİR?
Bir fobi, bir şey yada bir
durum karşısında duyulan, gerçekleşmesi uzak bir ihtimal olan
tehlike ve zarar görme durumunun aşırı yoğunlukta, anlamsızca,
saçma bir şekilde yaşandığı korku durumudur. Bu korku ve sıkıntı
durumu çoğu kez kişiyi, nesne ve durumdan uzak durmaya itebilir.
Korktuğu cisim veya durumdan
uzak durmaya çalışan bir insan için uçaktan atlama derslerine
kaydolmamak bir önlem niteliği taşırken, yüksekten atlamamak
şeklinde bir durumu yansıttığı için mantıklı bulunabilir.
Fakat, bir fobi, gerçekte olan durum ve nesnelerle ilgili
gündelik hayatta ciddi bir bozulma ve aksaklık meydana getiriyorsa
ancak mantıksız bulunabilir. Eğer korku, gerçekten mantıksız
ve çoğu insan tarafından da tehlikesiz bulunuyorsa, bu korku,
muhtemelen bir fobidir. Fobisi olan kişi, korkusunun kaynağı
olan madde veya durumla bir araya gelmekten her konumda ince
bir titizlikle sakınır. Ve kendisine sunulan her durumda,
bu nesneyle veya durumla karşılaşma ihtimalini düşünerek vaktini
sıkıntı üretme şeklinde öldürmeye meyillidir. Bir korkuyu
fobi olarak adlandırmak için bunun çok uç, aşırı ve kişinin
normal hayatını aksatan aşırı stres yaratan bir yönünün olması
gerekir. Fobiler, insan hayatının normal akışını bölerek,
normalde rahatça yaptığı şeyleri- korku nesne veya durumunda
sakında uğruna- kısıtlamasına yol açar. Örneğin, köpek fobisi
olan bir genç, evlerinde köpek olan bir arkadaşının evine
gitmemeye, bahçesinde arabasını park etmemeye özen göstererek
fobisinden sakınmaya, uzak durmaya çalışır. Her ne kadar,
iri bir köpekten korkmak bir ergen için oldukça normal bir
korku kaynağı gibi dursa da; köpek fobisi olan bir ergen,
ufak olsun büyük olsun her türlü köpekten irkilecek, ürperecek
ve bu köpek görme korkusunu tekrar yaşama endişesi ile kendini
yoğun bir stres ve baskı altına alacaktır.
FOBİYE SEBEP OLAN FAKTÖRLER
Bazı insanların fobi geliştirme
ve büyütme ihtimalleri, diğerlerine göre daha yüksektir. Her
şey hakkında aşırı korku ve endişe beslemeye yatkın olan çocuk
ve gençler, genellikle bu huy özelliklerini ebeveynlerinden
alırlar. Aile içi süregelen endişe eğilimi genelde, biyolojik
ve genetik faktörlerle açıklanır. Nesiller boyu devam
eden belirli biyolojik özellikler, beynin kimyasal ruh halini
düzenleme fonksiyonunda etkili olurken, kişinin korku unsurlarına
ne kadar hassasça veya etkilice tepki verdiğini de önemli
ölçüde belirler. Diğerlerine oranla daha tedbirli ve çekingen
mizaçla doğan insanların, atılgan ve girişken mizaçlı kişilere
oranla, fobi ve endişe geliştirme oranları daha yüksektir.
Fobilere takılıp kalma ve fobi
geliştirme de oldukça önemli rol oynayan, izleyerek öğrenme
etkisi de en az biyolojik faktörler kadar etkilidir. Dünyayı
öğrenme ve anlama sürecinde, neyin ne kadar güvenli yada tehlikeli
olduğunu ebeveynlerinin ve çevrelerindeki insanların nesne
ve durumlara karşı verdiği tepkileri seyrederek öğrenen çocuklarda
ise fobi geliştirme stili çevreyi kopyalama şeklinde kendini
gösterir. Tehlikeli şeylere abartarak aşırı tepki gösteren
ve bunlar karşısında aşırı tedbir alan anne babaların çocukları
dünyayı aynı şekilde yorumlama eğilimi göstereceklerdir.
|