|
Ergenlik
dönemi ve sorunlar
Hazırlayan
Burcu Gülşen
Ergenlik dönemi, çocukluktan
yetişkinliğe adım atılan bir geçiş dönemidir ve dinamik bir
süreçtir. Sağlıklı bir geçiş için ergen biyopsikososyal birçok
değişim ve bu değişimlerin beraberinde getirdiği sorunlarla
baş edebilmelidir (Eskin, 2000). Ergen bir yandan vücudunda
meydana gelen biyolojik değişikliklere uyum sağlamaya çalışırken,
diğer yandan da kimlik gelişimini tamamlamaya çalışmaktadır.
Ayrıca ergenin sosyal ilişkilerinde de gözle görülür değişimler
meydana gelmektedir.
Buluğ çağından önce beyinde
hala bir şeyler oluşmaya, gri cevher artmaya devam etmektedir.
Böylece ergenin plan yapma, akıl yürütme ve itkilerini kontrol
etme yeteneği artmaktadır. Beyindeki olgunlaşma beraberinde
davranış, duygu ve düşünce olgunlaşmasını da getirir.
Ergenlik çağında ergenin vücudunda
görülen ilk biyolojik değişiklikler büyüme ve üreme hormonlarının
üretiminin artmasıdır. Bu hormonlar cinsel organların olgunlaşmasında
ve cinsiyet özelliklerinin ortaya çıkmasında rol oynar. Ergenliğe
geçişin biyolojik zamanı genetik ve çevresel faktörlere bağlıdır.
Çevresel faktörlerden bazıları ergenin kalori alımı, sağlığı
ve stres seviyesidir. Bunların yanı sıra ailesel çatışmanın
olup olmadığı da ergenliğe geçişi etkileyen faktörlerden biridir
(Cole ve Cole, 2001).
Ergenlik dönemi erişkinliğe
taşınabilecek bir idealler ve sosyal değerler arama dönemidir.
Bilişsel kapasitesi artan ergen bu dönemde sorguladığı birçok
düşünce ile başa çıkmaya ve aynı zamanda kimliğini oturtmaya
çalışmaktadır. Ergenin sorguladığı konulardan biri sosyal
düzen ve düzenin içindeki ahlak konularıdır. Ergen başkalarına
karşı sorumluluklarıyla kendi kişisel haklarını nasıl dengeleyeceği,
ahlaksız davranışların bu kadar yoğun olduğu bir dünyada ahlaklı
bir insan olmanın ne anlama geldiği, bir toplumun neden şu
anda olduğu gibi organize edildiği ve toplumla kişinin ilerlemesi
için neler yapılması gerektiği gibi konularda yeni düşünceler
üretip topluma uyum sağlamaya çalışır (Cole ve Cole, 2001).
Ergenin başarması gereken bir başka zorlu sınav da yetişkin
kimliğini oluşturmaktır. Ergenin kişilik gelişimi, yeni edindiği
kapasiteleri ve sosyal ilişkileri ile doğumundan bu yana oluşan
kişilik özelliklerinin birleşmesiyle gerçekleşir. Ergen, çocuklukta
edinilen güç, tecrübe ve yetenekleri kim olduğu duygusunu
kaybetmeden, daha olgun bir kimlik inşa etmekte kullanır.
Kendilerini ve düşüncelerini ifade etmeye teşvik eden ailelere
sahip ergenlerin kimliklerini daha çabuk ve daha sağlıklı
oluşturdukları görülmektedir (Cole ve Cole, 2001).
Ergenler kendilerini dünyanın
merkezinde görürler. Düşünce, duygu ve davranışlarına odaklanma
eğilimleri vardır. Hayali bir izleyici kitlesinin söyledikleri,
yaptıkları ve hissettikleri her şeyi izlediğini, dünyanın
merkezinde yer aldıklarını düşünürler. Kendi sorunlarının
başka herkesinkinden daha önemli ve görünür olduğundan emindirler.
Ebeveynler bu aptalca görünen duygulara kayıtsız kalmamalı
ve çocuklarının kabul edilme arzularını önemsediklerini ve
kabul ettiklerini göstermelidirler.
Ergen yaşadığı biyolojik ve
psikolojik değişimlerle birlikte sosyal yaşamında da çeşitli
farklılaşmalar gösterir. En belirgin değişim, ergenin aile
ile geçirdiği zamanın azalması ve bu zamanın arkadaşlara adanmasıdır.
Arkadaş grubu içerisindeki ergen kendini yetişkin kontrolünden
ve rehberliğinden soyutlamaya çalışır. Ergen ilk olarak kendi
cinsinden arkadaşları tercih ederken ilerleyen dönemlerde
karşı cinse olan ilgisinin artmasıyla karşı cinsle arkadaşlıklarını
da geliştirir.
Bu dönemde ergenlerin riskli
davranışlarda bulundukları sıkça gözlemlenmektedir. Mantıklı
risk alma yeni ilişkiler kurmakta güvene ve sosyal durumlarda
ergenin kendini yeterli hissetmesine yol açar. Ama bazı riskli
davranışların olumsuz sonuçları olur. Birkaç yıl öncesine
göre daha akıllı olsalar da ergenler tehlikeli ve düşüncesizce
şeyler yapabilirler. Bir yetişkinin içgörüsüyle hareket etmezler.
Özel olduklarını düşünür ve başkalarını kaygılandıracak kuralların
kendilerini bağlamadığını düşünürler. Bu benmerkezci ve umursamaz
tavır onları riskli davranışlara yönlendirebilir. Madde ve
alkol kullanımı, güvenli olmayan cinsel pratikler ve kendini
yaralama davranışı ergenler arasında en sık görülen riskli
davranışlardandır. Bu davranışların yeterli anne-baba gözetimi
olmayan ergenlerde daha fazla görüldüğü ortaya çıkmıştır.
Bu süreçten etkilenen bir başka
ilişki de ebeveyn ve ergen arasındaki ilişkidir. Genel olarak
arkadaşlarıyla daha fazla vakit geçirmeyi tercih eden ergen
ebeveynlerinden uzaklaşır ve sorunlarına çare bulmak için
arkadaşlarına başvurmayı tercih eder. Ebeveyn-ergen ilişkisinin
güç ve otorite açısından asimetrik olduğunu fark eden ergen
bu asimetriden rahatsızlık duymaya ve daha simetrik bir ilişki
kurabildiği arkadaşlarıyla birlikte olmaya başlar (Bizarro,2005).
Ebeveyn- ergen ilişkisindeki değişiklikler ve bunların boyutu
birçok etkene bağlıdır.
Bunlardan ilki ebeveyn-ergen
çatışmalarının içeriği ve şiddetidir. Laursen ve arkadaşları
(1998) yaptıkları bir çalışmada ebeveyn-ergen çatışmalarının
en çok erken ergenlik dönemlerinde sıklaştığını ve daha sonra
azaldığını göstermişlerdir (Cole ve Cole, 2001). Bunun yanında
bu çatışmalar en çok erken ve orta ergenlik dönemleri arasında
şiddetlenmektedir. Bu dönem ebeveynlerin çocuklarının arkadaşlarıyla
fazla vakit geçirmeye başladığını fark ettikleri ve endişe
duymaya başladıkları döneme denk gelmektedir. Ebeveynler çocuklarının
kendilerinden uzaklaşarak kopmaya başladıklarını sezdiklerinde
bunu kabullenemeyip onu anlamak yerine yargılamayı ve suçlamayı
tercih ederler. Bu da çatışmaları daha da körükler. Çatışmaların
bir başka sebebi de ergenlerin yetişkinliğe adım atarken ebeveynlerinin
onlara aşıladığı gerçekleri ve tercihleri sorgulamaya başlamalarıdır.
Ergen kendi doğruları bulup kendi tercihlerini uygulamak isterken
bir yandan da hala ailelerine bağımlı oldukları gerçeğiyle
yaşamak zorundadırlar. Bu da onları bir çıkmaza sürükler.
Ergen bağımsızlığı için savaş verirken aynı zamanda bu bağımsızlığın
beraberinde getirdiği ve ailesi tarafından ona yüklenen sorumlulukları
da yerine getirmek zorunda kalır. Bu da ebeveyn-ergen çatışmalarının
başlıca konusudur (Cole ve Cole, 2001).
Bir ergenin dili ailesiyle
girdiği tartışmalarda genelde sivri ve saygısız olsa da bunun
olgun davranışa bir adım atma çabası olduğu bilinmelidir.
Çocuğun dişlerinin çıkması veya yürümeyi öğrenmesi gibi bireysel
düşüncelerini ifade etmeyi öğrenmesi de gelişiminde bir mihenk
taşıdır. Bir zaman anne-babasını tüm bilginin kaynağı olarak
gören çocuk gitmiş ve kendi kararlarını kendi almak isteyen
ve anne-babasının onu anlayamayacağını düşünen birisi gelmiştir.
Ergenlik döneminde ebeveynin
etkisi ergenin yaşamındaki birçok noktada devam etmektedir.
Bunlardan biri ergenin arkadaşlık ilişkileridir. Fuligni ve
Eccles'ın (1993) gerçekleştirdikleri bir çalışmada şu sonuca
ulaşmışlardır: Ergenlerin arkadaşlarıyla geçirdikleri zamanın
ve onlardan aldıkları tavsiyelerin miktarı değişen ebeveyn
davranışlarıyla ilişkilidir (Cole ve Cole ,2001). Ebeveynler
ergenlik döneminde çocuklarına ne kadar sıkı ve katı bir yaklaşım
uygularlarsa, çocuk o kadar arkadaşlarına dönmektedir. Çocuk
aile ilişkilerinde ve kararlarında rahatlıkla kendi düşüncelerini
ifade edebiliyorsa, arkadaşlarına yönelimi azalmaktadır. Aynı
zamanda, çocuklarının davranışların ve eve giriş çıkışlarını
gözetim altında tutan ebeveynlerin çocuklarının, bunu yapmayan
ebeveynlerin çocuklarına nazaran daha az arkadaş yöneliminde
bulundukları da ortaya çıkmıştır. Holmbeck ve arkadaşlarının
(1995) yaptığı bir başka çalışma da ergenin gelişimde pozitif
sonuçlar doğuracak ebeveyn davranışlarını şöyle listelemiştir
(Cole ve Cole ,2001):
- Açık davranış standartları
koymak
- Sağlam ama zorlayıcı olmayan
kurallar uygulamak
- Çocukları tutarlı bir şekilde
disipline sokmak
- Alınan kararların neye dayandığını
açıklamak
- Münakaşa konularının gerçekten
tartışılmasına izin vermek
- Fazla koruyucu olmadan çocuğun
davranışlarını gözlem altına almak
- Sıcak bir aile ortamı sağlamak
- Sosyal beceriler kazanması
adına çocuğa bilgi ve yardım sağlamak
- Çocuğun değişen şartlarına
esnek bir şekilde karşılık vermek
Ergen anne-babaları, çocuklarının
kendisini ayrı biri olarak görmesine ve inşa etmesine izin
vermelilerdir. Ebeveynin görevi çocuklarını izlemek ve korumak,
ergenin görevi ise kim olduğunu ve niçin yaşadığını bulmaktır.
Bazen bunu bir arkadaş grubuna dâhil olarak da gerçekleştirebilir.
Bu durumda anne-babanın yapabileceği en iyi şey çocuklarının
arkadaşlarını tanımaya çalışmak, onlarla daha fazla vakit
geçirmek ve bir güven ilişkisi kurmaktır.
Anne-baba, ergenlik döneminde
çocuklarının yanında olduklarını hissettirmeli, sevgi, saygı,
ilgi ve destek göstermelidirler. Ergene tartışma-düşünme yoluyla
hatalarını öğrenebilmesi için fırsat tanımalıdırlar. Kişisel
bir değer sistemi geliştirmesine izin vermelidirler. Ortaya
çıkan oldun ve özerk davranışı desteklemeli ve ergeni kutlamak
ve övmek için fırsat yaratmalıdırlar. Ebeveynler bu dönemde
çocuklarını etiketlememeli, yargılamamalı ve küçümsememelidirler.
Bu dönemde hassas olan ergen küçümsendiğini hissederse kolayca
incinebilir. Ergen, çatışmalar ve tartışmalar sırasında yetişkin
olduğunu göstermek amacıyla kaba bir dil kullanabilir. Anne-baba
bu durumda sağlam durmalı ve çocuklarına onu anlamaya çalıştıklarını
hissettirirken aynı zamanda ergenin bu tür davranışlarını
hoş karşılamadıklarını uygun bir dille anlatmalıdır. Ebeveynler
çocuklarıyla girdikleri tartışmalarda değerlerine sahip çıkmalıdırlar.
Neyin uzlaşılabilir, neyin uzlaşılamaz olduğunun önceden bilmek
ve bunlardan vazgeçmemek daha verimli olur. :Böylece ergen
ebeveyn ile tartışmaya girmenin onu pes ettiremeyeceğini öğrenir
ve tartışmalardan uzak durur.
Dekovic, Buist ve Reitz'ın
(20004) bir çalışmasında da görülmektedir ki ebeveyn ile kurulan
sıcak ve yakın bir ilişki ergenlerde daha sonra gelişebilecek
psikolojik sorunlar için bir koruyucu faktör görevi görmektedir.
Ergenlik dönemi ergen için fiziksel,
bilişsel, sosyal ve duygusal birçok değişikliğin yer aldığı
bir süreçtir. Bu dönemde ergenin ebeveynleriyle olan ilişkisi
onun yetişkinliğe geçişinde önemli rol oynar. Bu kritik dönemi
başarılı bir şekilde atlatan ebeveyn ve ergen bundan sonra
karşılaşacakları zorlukların altından daha kolay kalkacaklardır.
Kaynaklar
:
Bizarro, L. (2005).Adolescence psychological well-being: effects
of problems with parents Web:http://aifref.uqam.ca/actes/pdf_ang/bizarro.pdf
Cole, M., & Cole S.R. (2001). The development of children (Worth
Publishers). New York. 603-687
Dekovic, M., Buist, K.L., & Reitz, E. (2004). Stability and
changes in problem behavior during adolescence: latent growth
analysis. Journal of Youth and Adolesence,33.
Eskin, M. (2000).Ergen ruh sağlığı sorunları ve intihar davranışıyla
ilişkileri. Klinik Psikiyatri,3, 228-234. |