|
İletişim
üslupları
Uzmanlar insanlar arası
iletişimi dört çeşide ayırılıyor. Bunlar pasif, > agresif,
pasif-agresif ve asörtif tarzlar. Bunlardan ilk üçünü > Türkçe'ye
şöyle çevirebiliriz: uysal, saldırgan, uysal görünen > saldırgan.
Assertive'in dilimizde tam bir karşılığı yok, ama "hakkını
> arayan" veya "hakkını yedirmeyen" demek mümkün. Kelimenin
> İngilizce'sinde de bir sıkıntı var. Bazı yazarlar bu kelime
yerine > "nazik ve güçlü" kelimesini tercih ediyorlar (Patcher,
2000). Ama konu > nezaket ve hakkını yedirmemekten daha derin.
Uysallar
Uysal insanlar hayır demeyi bilmeyenlerdir. Onlardan ne istenirse
istensin yaparlar. İstenen şey onlara ne kadar zor, rahatsız
edici veya isteklerine ters gelse de hayır diyemezler. Fikirleri
sorulduğu zaman önce diğerlerinin düşüncelerinin ne olduğunu
anlamaya çalışır ve genel kabul gören görüşü söylerler. Hiç
kimseyi eleştiremezler. Gördükleri hataları "aman, hiç önemli
değil" diye geçiştirir, olumsuz bir şey söyleyemezler. Konuşmaları,
giyimleri, yani genel tarzları dikkat çekmeyecek şekildedir.
Bu tipler uysal oldukları için işte ve evde bütün işler onların
üstünde kalır.
Saldırganlar
Sürekli kendi isteklerinin olmasını isterler. Kendilerini
tehdit altında hisseder ve sürekli etraflarına kızarlar. Aptalca
düşünceleri olan insanların hep kendilerini bulduğuna inanırlar.
O yüzden sürekli etraflarındakilerin yanlış fikirlerini düzeltmeye
çalışırlar. Onlar fikirlerinde direnirlerse bu aptallığa daha
da sinirlenirler. Etraflarındakileri sürekli kontrol altında
tutmak isterler. Aslında kontrolü kaybetmekten korkarlar.
Uysalların tam tersi olarak herkesin kendilerine uymasını
isterler. Saldırgan tiplerin en ilginç yanı kendilerinin saldırgan
olduklarını kabul etmemeleridir. Onlar kendilerini etrafı
garip istekleri olan insanlarla çevrelenmiş, bu yüzden de
çaresiz ve kullanılmış hissederler.
Gizli
saldırganlar
Bu tarza sahip insanlar uysal görünürler ama aslında içten
içe saldırgandırlar. Uysal insanlar gibi fikirlerini açıklayamazlar
ama yine de saldırganlar gibi yine de kendi fikirlerinin kabul
edilmesini sağlamaya çalşırlar. Kendilerinden bir şey istendiğinde
yine hayır demezler ama diğer taraftan istenen şeyi de yapmazlar.
Bu üsluba sahip insanlar aynı zamanda hem uysal insanların
duyduğu korkuyu hem de saldırganların hissettiği kızgınlığı
hissederler. Saldırgan tarafları diğer insana kızar ama korkuları
açıkca bir şey yapmalarına mani olur. Bunlar söz verdikleri
şeyi yapmak için zaman bulamaz, yanlışlıkla bir şeyleri devirir,
tam dışarı çıkacakken başları ağrımaya başlar veya müdürlerine
iş arkadaşlarını şikayet edebilirler. Son derece uysal olup
zaman zaman patlamalar yaşayanları bu tarzla karıştırmamak
gerekir. Bu tarzın özelliği aynı zamanda hem uysal hem de
saldırgan olmasıdır.
Nazik
ve Güçlü
Asörtif tarz bir korku hissetmeden iletişim kurmak, kendi
isteklerini, tercihlerini, diğerlerini göz ardı etmeden ortaya
koyabilmek, paylaşabilmektir. Bu tarz ne diğerlerini kontrol
etmeyi ne de diğerlerinin kişiyi konrol etmesini savunur.
Kişi kendi hareketlerinden sorumludur, diğerleri de kendi
hareketlerinden. Bu tarzı uygulayanlar kendi duygu ve düşüncelerini
dürüstce kabullenirler. Diğerlerinin aynı fikirde olup olmamaları
bu duygu ve düşüncelerin ifadesini etkilemez. Bunun yanında
diğerlerinin duygu ve düşüncelerini de saygıyla karşılarlar.
Kişi bu iletişim sonucunda duygu ve düşüncelerini değiştirebilir.
Bu tarzda olanlar buna da karşı koymazlar.
İletişim
ve Duygular
Asörtif tarz, duyguları bastırmamayı, onları tanımlamayı ve
paylaşmayı gerektiriyor. Çoğunlukla rasyonel ve dışımızdaki
konularla ilgili fikir ayrılıklarını paylaşmak ve bunları
tartışmak zor değildir. Örneğin bir matematik problemi hakkında
daha rahat konuşulabilir. Ama hislerimizle ilgili bir konuda
yüzleşmek o kadar kolay değildir. Bu yüzden asörtif tarzda
önemli olan duyguları bastırmadan tanımak, nereden kaynaklandıklarını
anlamak ve onları paylaşmaktır. Aslında "nasıl asörtif olunur"
tipi kitaplarda vurgu duygulara verilmiyor. Kendine güvenmek,
kendi ve diğerleri hakkında pozitif hissetmek, kimsenin bir
diğerini kontrol etmediği bir durum, senin isteklerin de diğerlerinkiler
kadar önemli gibi tanımlamalarla anlatılıyor. Bu kitaplarda
sözsüz iletişimin önemi, karşıdakinden gelen olumlu ve olumsuz
eleştirilerin nasıl alınacağı, kendi fikirlerinin nasıl ifade
edileceği, diğerlerine nasıl düzeltici eleştiri yapılacağı,
nasıl hayır denileceği, diğerlerini kontrol etmeden nasıl
istekte bulunulacağı gibi konularda pratik önerilerde bulunuluyor.
Fakat değişik tarzların altındaki korku ve kızgınlığın varlığı
duygular ve duyguların paylaşımının bu konunun temelinde olduğunu
gösteriyor.
PATHS
Günümüzde okullarda duygularla ilgili bir eğitim verilmiyor.
Aldığımız eğitim daha çok zekamıza hitap ediyor. ABD'de yeni
yeni ana okulu ve ilkokul seviyesindeki çocuklara duygular
ve onların paylaşılmasıyla ilgili PATHS ismi verilen bir eğitim
verilmeye başlandı. Bu eğitim duyguların paylaşılması ile
ilgili çok güzel bir ders veriyor. PATHS çocuklara kızgınlık,
kıskançlık, nefret, sevgi, sevinç, şefkat v.s. hissetmenin
son derece normal olduğu ama bunları davranışa dökerken yaptıklarımızdan
bazısının doğru bazısının yanlış olduğu öğretiyor. Çocuğa
kıskançlık hissedebileceği ama bunu diğer çocuğa vurarak göstermemesi
gerektiği söyleniyor. Yani duyguların her zaman normal olduğu
ama davranışların bazen doğru olduğu söyleniyor. İlk adımda
bu yapıldıktan sonra duygularını tanımlamaya teşvik ediliyor.
Çocuk ne hissettiğini tanımlıyor ve bunu boynuna asılı her
biri bir duyguyu betimleyen yüz resimlerinden birini açarak
herkese ifade ediyor. Kıskançlık, nefret gibi yıkıcı bir duygu
hissettiği zaman bu duyguların nereden kaynaklandığını bulması
ve bunu bulduktan sonra karşısındakine ne hissettiğini, onun
hangi hareketinin bunu hissetmesine sebep olduğunu paylaşması
öğretiliyor.
Sonuç
İletişimde zor olan duyguları paylaşmak. Paylaşabilmek için
de duyguları tanıyabilmek gerekli. Eğer yaşamın erken bir
döneminde bazı duyguların kötü olduğu öğrenilmişse bu duygular
inkar edilmeye başlanabilir. Ancak, bu baskılanan duygular
mutlaka ifade bulmaya çalışacaktır. Sürekli kullanılması gereken
bir iletişim tarzı olamaz. Bir tehdit altında uysal kalmak,
acil bir durumda saldırgan olmak gerekebilir. Bazen duyguların
saklanması da gerekebilir. Ancak bu hallerin dışında duyguları
nazikce paylaşılabilmeyi bilmek gerekir. Duyguları paylaşma
ile ilgili bir sorunu olan kişi bu durumu uysal, saldırgan
veya gizli saldırgan bir iletişim tarzını sürekli kullanarak
kapatmaya çalışır. Normal olan sosyal durumun gerektirdiği
anlarda iletişim tarzları arasında geçiş yapabilmek ama her
olanak olduğunda duyguları, dürüstçe, kaygı duymadan, karşındakini
incitmeden söyleyebilmektir. İletişim alışkanlığını değiştirmek
konuyla ilgili kitapların da belittiği gibi sürekli farkındalık
ve çalışmayla mümkün. Fakat harcanan emeğin ödülü çok büyük.
Ahmet Kutsi Nircan
KAYNAKLAR
.Alberti, Robert ve Emmons, Michael, 2001, "Your Perfect Right",
Impact Publishers, Atascadero, California.
.Goleman, Daniel (Derleyen), 2003, "Destructive Emotions.
How Can We Overcome Them? A Scientific Dialogue with the Dalai
Lama", Bantam Books. Diğer katılımcılar: Richard J. Davidson,
Paul Ekman, Mark Greenberg, Owen Flanagan, Matthieu Ricard,
Jeanne Tsai, the Venerable Somchai Kusalacitto, Francisco
J. Varela, B. Allen Wallace, Thupten Jinpa.
.Patcher, Barbara, 2000, "The Power of Positive Confrontation",
Marlowe & Company, New York.
.Paterson, Randy J., 2000, "The Assertiveness Workbook", New
Harbinger Publications
. Greenberg, Mark,
"Promoting Alternative THinking Strategies (PATHS)". http://www.colorado.edu/cspv/blueprints/model/programs/PATHS.html
|