|
ÖLÜMÜNE
ZAYIFLAMAK : ANOREKSİA NERVOZA
Hazırlayan Selva Arslan
ANOREKSİ NEDİR?
Kişinin, normal vücut ağırlığını,
minimum düzeyde de olsun koruyup sürdürmeyi reddetmesi olarak
tanımlanan anoreksi hastalığı, vücut şekli ve büyüklüğünü
algılayışta ciddi bir hoşnutsuzluk ve kilo almayla ilgili
oluşmuş yoğun bir korkunun toplamı olarak özetlenebilir. Genellikle
ergenlik çağındaki kızlarda görülen anoreksi yeme bozukluğu
hastalığı, ayrıca ergen erkeklerde ve yetişkin kadın- erkeklerde
de ortaya çıkmaktadır. Zayıf olmayla ilgili saplantılı takıntılar
geliştiren anoreksi sahibi insanlar, aşırı derecede kilo kaybeder
ve çok zayıf olmalarına rağmen kendilerini şişman bulurlar.
Anoreksi hastalığının temel karakteri olarak saptanan ve davranış
değişikliğini de beraberinde getiren kilo kaybı, ilk aşamada
yavaş bir süreçte ilerleyen ve normal kiloyu düşüren mükemmel
bir diyet şeklinde başlar. Normal kilonun altına inilen sonraki
birkaç ayda ise, kilo kaybının aşırılığı endişe yaratan bir
boyuta ulaşır.
Kilo verme konusuna tek yönlü
sabit bir kararlılık geliştiren genç kızlarla girişilen karşı
tartışmalar, genellikle öfke ve hilekarlığın ortaya çıkmasını
sonuçlanır. Zıtlaşma, mantıklı karşı saldırılar, kafa tutmalar
veya rüşvet verme bile, çok küçük yeme davranışı dışında,
bu tutuma sahip genç kızların eğilimini değiştirmekte yetersiz
kalacaktır. Zaman içinde durmaksızın devam eden kilo kaybı,
ailenin artan yoğun endişesiyle karşılanır. Normal- standart
boy uzunluğuna sahip bir genç kız, kilosu 6 stones un altına
düştükten sonra, muhtemelen okula devam etmeye muktedir olamayacaktır.
Anoreksi hastalığını yaşayan bir kızda görülen kişilik değişimleri,
artan ciddiyetlik ve içe kapanıklık olarak kendini göstermeye
başlayacaktır. Daha az dışa dönük, daha az sosyal ve daha
az eğlenceli hale gelen kişi, genellikle arkadaşlarıyla iletişimini
kaybetmeye başlayacak, yemek ve okul dışındaki her şeye karşı
etkisini- ilgisini yitirmiş hale gelecektir. Kişinin gittikçe
artan saplantı davranışları, özellikle mutfakta temizlik,
düzenlilik, yemek zamanıyla ilgili endişeli tavırları şeklinde
ortaya çıkabilir. Ailesine güzel yemek yapma çabasının yanı
sıra, anoreksi hastalığı olan kişi, ailesine aşırı miktarda
yemek yedirme isteğinde ve çabasında olabilir. Kişi her şeyde
kendini geri çekecek, kendine olan güvenini yitirmeye başlayacaktır.
Hakkını daha az savunan, daha az tartışan ve daha çok diğerlerine
bağlı hale gelebilen anoreksi hastası, ayrıca, çevresindeki
insanların hayatlarını titiz ve yoğun bir şekilde kontrol
etmeye başlayacaktır.
ANOREKSİYE SEBEP OLAN FAKTÖRLER
Anoreksi, sadece yemek ve kiloyla
ilgili bir sorun olmanın ötesinde, yemeği yemenin bir şekli
veya yaşamın gerginliğini, öfkesini, endişesini azaltmak amacıyla
kişinin hayatının daha çok kendi kontrolü altında hissetmesini
sağlayan bir çeşit açlıkla mücadele şeklidir. Duygusal sorunlarla
başa çıkmak için yemek ve kilo saplantılı bir hayat şekli
geliştiren insanların anoreksi hastalığına yol açan eğilimlerini
etkileyen faktörler, aşağıdaki gibi başlıklar halinde belirtilebilir:
- Biyolojik faktörler :
Yapılan son araştırmalar, anoreksi hastalığının oluşumunda
etkili ilk faktörler arasında, genetik veya hormonal biyolojik
faktörlerin etkisini kesin bir biçimde ortaya çıkarmıştır.
- Kültürel faktörler :
Amerika örneğinde olduğu gibi, bazı ülkelerde, aşırı zayıflık
ideal formu temsil ediyor olabilir. Bu kültürlerin kadınları,
kendi güzellik ölçütlerini, aşırı zayıflık standardı üzerinden
belirlerler.
- Bireysel duygu faktörü
: Anoreksisi olan kişi, kendisini kötü hissettiğinden
dolayı dış görünüşünden nefret eder. Kendisi hakkında gerçek
dışı beklentiler besleyen hasta, bu mükemmeliyetçilik uğruna
açlıkla mücadele eder. Sahip olduğu tüm başarılara rağmen,
kendini değersiz hisseder ve zayıflaması için üzerinde sosyal
bir baskı varmış gibi hissetmeye devam eder.
- Stres yaratan olay yada
yaşam değişiklikleri faktörü : Yeni bir okula veya işe
başlamak yada tecavüz gibi travmatik bir olayı tecrübe etmek,
kişiyi anoreksi hastalığının ilk safhasına itebilir.
- Aile faktörü : Annesi
veya kız kardeşi anoreksi hastalığına sahip kişilerin, bu
hastalığı geliştirmeleri daha muhtemeldir. Dış görünüşüne
aşırı önem veren, kendisi diyet yapan ve çocuklarının vücutlarını
eleştiren anne- babaların çocuklarının anoreksi hastalığına
sahip olmaları büyük olasılıktır.
ANOREKSİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
- Kişi, yaşı ve boyuna uygun
normal vücut ağırlığını korumayı, sürdürmeyi reddeder.
- Ağırlığı %85 veya yaşı ve
boyundan gelişimsel olarak beklenenden daha azdır.
- Genç kızlar regli olmaya,
uygun yaşta başlamazlar. Ergenlik dönemi her iki cinste
de gecikir.
- Kadınlarda, adet dönemleri
sona erer. Erkeklerde, cinsel hormonların seviyesi düşer.
Cinsel ister yok olur veya oldukça azalır.
- Kişi, kilo kaybının tehlikelerini
reddeder.
- Yemek yemeyi reddeder.
- Aç olduğunu reddeder.
- Düzensiz bir adet dönemi
yaşar.
- El ve ayakları sürekli soğuktur.
- Sık sık hasta olur.
- Vücudunda ve yüzündeki kıl
miktarı artar.
- Soğuk ısı derecesine karşı
oldukça hassastır.
- Kafa derisi incelir ve kafasındaki
saçlar dökülebilir.
- Cilt kuru hale gelir.
- Kişi, kilo verme uğruna aşırı
ölçülere, yöntemlere başvurur.
- Kusmaya çalışır.
- Bağırsak hareketi sağlayan
haplar alır.
- Diyet hapları alır.
- Hiç yemek yemez veya çok
sıkı bir diyet uygular.
- Çok fazla egzersiz yapar.
- Yemekleri tartar ve kalorileri
sayar.
- Yemek boyunca, tabağındaki
yemeği hareket ettirip onunla oynayıp durur; tabağındakini
bir türlü yemez.
- Kişi, vücudu hakkında çarpıtılmış
bir görüntü fikrine sahiptir.
- Çok fazla zayıf iken,
şişman olduğunu düşünür.
- Vücut Görüntüsünü saklamak
için bol, sarkık giysiler giyer.
- Kilo almaktan çok korkar.
- Şişman olma konusunda
ürkmüş, dehşete düşmüştür.
- Gün boyunca kendini birçok
defa tartar.
- Kişi, farklı şekilde hareket
etmeye başlar.
- her zaman kilo ve yemekten
bahseder.
- Başkalarının karşısında
bir şey yemez.
- Aksi ve bunalımlı davranır.
- Sosyalleşmez.
Anoreksik insanlar, aslında
her zaman açtırlar ve bunu hissederler. Aşlık hissi onlara,
kendi hayatlarını ve vücutlarını kontrol edebilme duygusu
sağlar. Bu da, bir şeyde iyi olduklarını- kilo vermede- hissetmelerini
sağlar. Şiddetli anoreksiye sahip insanlar, açlıktan ölme
risk noktasında olabilirler.
KİMLERİN ANOREKSİ HASTALIĞI
VARDIR VE İSTATİSTİKLER
Anoreksi hastalığı genellikle
ergenliğin orta yaş dönemlerinde başlar. 16- 18 yaş arası
her 100 kişiden birinin anoreksisi vardır ve anoreksi, kızlar
arasında çok daha yaygındır. Erkeklerin ergenlik dönemi gelişimlerinin
kızlarınkinden farklı olmasına bağlı olarak ve vücutla ilgili
endişe yoğunluklarının, çoğunlukla aşırı diyete yol açacak
derecede olmadığından, erkeklerde anoreksi hastalığına nadiren
rastlanır. Anoreksi vakalarının %90 'ını kadınlar oluştururken,
yaklaşık % 10 unu ise erkekler oluşturur.
Anoreksi oranları, yüksek sosyal-
ekonomik statüye sahip bütün gelişmiş ülkelerde benzer şekildedir.
Yemeğin bol miktarda bulunduğu endüstrileşmiş toplumlarda,
yaygın anoreksi oranlarının ötesinde, zayıflık kadının çekiciliğinin
bir ölçüsüdür. Anoreksi hastalığıyla birlikte gelen ölüm oranı
ise oldukça yüksektir: hastaların % 6- 20 si sonunda hastalığa
yenik düşmektedir. Ölüm genellikle, açlıktan ölüme yada intihara
ikincildir.
ANOREKSİ TEDAVİSİ
Anoreksi hastalığının tedavisinin
zor olmasının sebebi, hastaların kendilerinde hastalık olarak
niteleyebilecekleri yanlış hiçbir şeyin olmadığına inanmalarından
kaynaklanmaktadır.anoreksinin erken aşamalarındaki hastalar
(6 aydan az yada çok az kilo kaybı yaşayanlar), hastaneye
yatmadan başarılı bir şekilde tedavilerini sürdürebilirler.
Fakat, sonuç veren, başarılı bir tedavi için hastalar değişmeyi
istemelidirler ve tedaviye aile ve arkadaşları yanında katılmalıdırlar.
Daha ciddi anoreksi sahibi insanların,
hastanelerin anoreksi ve bulimi özel ünitelerinde bakıma ihtiyaçları
vardır. Tedavi, hastanın yeme alışkanlıklarını değiştirmekten
fazlasını içerir. Anoreksi hastalarının, yeme problemlerine
neden olan duygularını değiştirme çalışmalarını sürdürebilmek
için, bir yıl yada daha fazla süre için danışma hizmeti almaları
gerekmektedir. Bu duyguları kiloları, aile problemleri, kendini
beğenme sorunları ile ilgili olabilir. Bazı anoreksi hastaları,
kendilerini daha az depresyonda hissetmelerini sağlayacak
ilaçlarla tedavi edilir. Bu ilaçlar doktorun reçetesiyle alınır
ve uzman bir danışman eşliğinde kullanılır.
Zihin sağlığı uzmanları, insanların
yeme bozukluğu hastalığını tedavi etmek için, çeşitli beceri
yeteneklerine sahip olmaları gerekmektedir. Bir doktor, hastalığın
ve hastalıkla birlikte ortaya çıkan fiziksel sorunların teşhisinde
yardımcı olur. Anoreksi hastalığında, bulimide de olduğu gibi,
kişinin kendi kendine yardım yöntemleri oldukça faydalı olabilir.
Eğer bu metot işe yaramazsa, sağlık uzmanları hastaya psikoterapi
tedavisi almayı önerebilir. Bir kişinin tehlike miktarında
kilo kaybı söz konusu ise, ilk asım, kişinin yaşamını sürdürebilmesi
için gerekli olan kilo miktarını geri kazanmasını sağlamakla
atılacaktır. Bazı kişilerin hastane kaydında bulunarak tedavi
edilmeleri gerekir iken, tedavinin erken aşamalarında hastayı
destekleyici hemşire bakımı da ayrıca önemli rol oynar. Hastalığın
şiddetli evresinde ise, zihin sağlığı ekiplerinin, hastalığın
niçin geliştiği ve kişinin hastalığı yenmesinde nasıl yardım
edileceği noktalarını saptamalarında, psikolojik ve psikoterapik
becerilerin oldukça gereklidir.
Anoreksi konuşma tedavisine
hastanın kendisi ve ara sıra diğer aile bireyleri de dahil
edilir. Tedavinin uzun vadedeki amacı, " kişinin tavır, davranış,
düşünme şeklini değiştirmesinde bir savunma olarak algıladığı
anoreksi hastalığı olmadan, hayatın zorluklarıyla başa çıkmaya
muktedir olmasına yardımcı olmak"dır.
AİLE VE ARKADAŞ YARDIMI
Aile ve arkadaşların, anoreksi
sahibi yakınlarına yardım etmek için yapabilecekleri en önemli
şey, onları sevmektir. Anoreksisi olan insanlar hastalıklarıyla
kendilerini emniyet, güven ve rahatlık duyguları içinde hissederler.
En büyük korkuları kilo almak olduğundan, kilo almak kontrolü
kaybetmek gibi gözükür. Sorunları olduğunu inkar edebilirler.
Anoreksi hastaları yemekten ve kilo almaktan sakınmak için
hastalıktan umut kesercesine yalvaracak ve yalan söyleyecektir.
Aile ve arkadaşları, anoreksi hastası yakınlarının ricalarıne
teslim olmamalıdırlar.
TOPLUM NE YAPABİLİR?
Toplum olarak, hastalığın altında
yatan sebepleri ve sıkıntının temelini anlamak için daha çok
çaba göstermeliyiz. Ergenleri ve genç insanları hedef kitlesi
gören sağlık promosyon kampanyaları geliştirip, özellikle
gençlere bu bilgilere erişimi sağlayacak imkanlar sunmalıyız.
Büyümeyle veya şişman olmayla ilgili korku duygularını yenmek
için bilgi sunumu oldukça faydalı olacaktır. Ortaokullara
daha fazla destek önerilip, endişeli gençlere arkadaş danışma
servisleri sağlanıp organizasyonun boyutu daha da genişletilmelidir.
ANOREKSİSİ OLAN BİRİNİ TANIYORSANIZ,
NE YAPMALISINIZ?
- Konuşmak için belirli bir
zaman ayarlayın. Arkadaşınızla özel olarak endişeleriniz
hakkında konuşmak için kendinize bir zaman tespit edin.
Açık ve dürüst olun. Konuşma esnasında, dikkat dağıtıcı
şeylerden uzak olduğunuza emin olun.
- Endişelerinizden arkadaşınıza
bahsedin. Arkadaşınıza, onun yemek yeme ve egzersiz davranışları
hakkında endişelendiğinizden açık bir dille bahsedin. Tüm
bunların bir probleme yol açabileceğinden ve profesyonel
yardım gerektirdiğini açıklayın.
- Arkadaşınızdan kendi endişelerinden
bahsetmesini isteyin. Arkadaşınız, yeme meselesinde uzman
bir doktor veya danışman ile konuşmalıdır. Eğer kendinizi
yeteri kadar yakın hissediyor iseniz, randevuya birlikte
gitmek veya bir randevu ayarlama konusunda arkadaşınıza
yardım teklif edin.
- Çelişki veya irade mücadelesine
girişmekten sakının. "İhtiyacın olan tek şey, sadece yemek
yemek" gibi içinde "sen" suçlayıcı ithamı bulunan ifadeler
kullanmayın. Onun yerine, içinde "ben" vurgusu bulunan,
"kahvaltı ve öğle yemeklerini yemek istemediğin için endişeleniyorum"
veya "kustuğunu duyman beni çok endişelendiriyor" gibi ifadelere
konuşmanızda daha çok yer verin.
- Basit çözümler önermekten
sakının. "Eğer yememe alışkanlığından vazgeçersen, her ey
çok daha iyi olacak!" gibi.
- Sürekli desteğinizi ifade
edin. Arkadaşınıza, onu önemsediğinizi ve onu sağlıklı,
mutlu olmasını istediğinizi hatırlatın.
ANOREKSİDE, KÖTÜYE GİTMEYİ
ÖNLEME
- Kulağa basit gelebilir,
ama doğru olan şu ki: hiç kimse diyet yapmasaydı, anoreksi
diye bir hastalık olmazdı. Diyet yerine, vücudunuzun normal
gelişimi ve sağlığı için gerekli tüm besinleri sağlayan
bir yemek planı hazırlayın. Sağlıklı kiloya erişmek için
çalışmak istiyorsanız, yağlı ve şekerli yiyecek ve arıtılmış
karbonhidrat alımını kısıtlayın (tamamen alımını kesip yok
etmeden). güçlü kemik, sağlıklı kas ve organlarınızın varlığını
sürdürmek için, bol miktarda tahıl, hububat, meyve, sebze
ve yeterli ölçüde süt ve protein yiyecekleri tüketin. Ayrıca,
haftada 3- 5 gün, 30- 60 dakika kadar egzersiz veya fiziksel
aktivitede bulunun. Bir koç veya eğitmen gözetimi dışında,
daha sert bir alıştırma metodu aşırı olacaktır.
- Kendinizi, "şişman olmanın"
baskısı altında ezilmeye başladığınız hissettiğiniz zaman,
görünüşünüz üzerine düşünür taşınmak yerine, daha zayıf
olsaydınız, hayatınızın nasıl daha iyi olabileceği sorusunu
kendinize sorun. Şuanda sahip olamadığınız neye sahip olurdunuz?
Arkadaşlar? Kendine güven? Aşk? Kontrol? Başkalarının beğenisi?
Kabullenişi? Başarı ve statü?
- Daha sonra, sağlıksız bir
şekilde zayıf olmanın size bunların hiçbirini getirmeyeceğinin
farkına varın; bu şekilde bir zayıflık, daha fazla kilo
kaybında sürekli desteklenmek zorunda olan, ancak kırılgan,
aldatıcı bir başarıyı beraberinde getirebilir. Önceki paragrafta
listesi yapılan bütün maddeler, sağlıklı insanın mantıklı
hedefleridir; ama, bunları çalışarak başarmak, direk kilo
vererek başarılı olmaya çalışmaktan çok daha etkilidir.
Kilo kaybetmek mutluluk getirseydi, açlıktan kıvranan III.
Dünya çocukları haz içinde mutluluktan kendilerinden geçmiş
olurlardı. Bu çocuklar mutsuz ve bunalımda; tıpkı anoreksi
hastalığı sahibi insanlar gibi.
- Vücudunuzun şeklinin, bir
bakıma genlerle saptandığı gerçeğini kabul edin. Hiçbir
zaman, tamamen düz bir göbeğe sahip olamayacağınızı kabul
edin. Çok zayıf bile olsanız, iç organlarınız ve mekanizmanız,
karnınıza belirgin bir yuvarlaklık verecektir, özellikle
yemekten sonra. Bu oldukça normal bir durumdur; özellikle,
ailenizdeki insanların yağ birikimi vücudun orta bölümünde
yoğunlaşıyor ise.
- Eğer kendinizi eski sağlıksız
alışkanlıklara doğru kayıyor hissederseniz, terapistinizi
arayın ve bir randevu alın. Danışmanınıza geri dönmek, hiçbir
şekilde "başarısızlığa uğradınız" demek değildir. Danışmanınız,
sadece iyileşme planınızı değerlendirerek, iyileşme tonunuzu
yeniden hatırlamanız sağlayacaktır.
KAYNAKLAR:
|