|
İNTERNET BAĞIMLILIĞI
Hazırlayan
Uraz Oktay
İçinde
bulunduğumuz bilgi çağının en önemli gereksinimlerinden biri
şüphesiz internettir. Öncelikle internetin dünya çapındaki
kullanımına bakıldığında karşımıza çıkan internet kullanıcısı
sayısı 100 milyonları aşmaktadır. Tarihe bakıldığında kamusal
alanın belli bir süreç içinde farklı alanlardaki gelişimini
devre devre görmek mümkün olmaktadır. 18. yüzyıla bakıldığında
insanların bir araya geldiği kahvehanelerin insanların düşüncelerini
paylaştıkları ve tartıştıkları bir ortam olduğu bilinmektedir.
Daha sonraki zamanlarda kasaba toplantıları aynı amaca hizmet
etmiştir. Günümüze yaklaştığımızda yazılı basının önem kazandığını
görmekteyiz. Daha sonra ortaya çıkan ve şu anda da etkisini
gösteren televizyon yine aynı amaca hizmet etmektedir. Daha
önce de belirtildiği gibi bilgi çağına girilmesiyle 100 milyondan
fazla insanın kullandığı internetin yavaş yavaş bu görevi
devraldığı görülmektedir. İnternetin genel kullanım ağına
bakıldığında, bu ağın çok geniş olduğu dikkat çekmektedir.
İnternet, elektronik posta kullanımından milyarlarca web sayfasının
kullanıldığı ve bilginin serbestçe yayıldığı bir ortama ek
olarak eğitimin, alış-verişin ve sohbet odalarının kullanıldığı
ve insanlar arasında yoğun bir etkileşimin oluştuğu sanal
bir ortamdır. Fakat bu kullanımın sonsuz olduğu uçsuz bucaksız
olan sanal dünya sağladığı faydaların yanında kötüye kullanım
ve bağımlılık oluşturma riskini de beraberinde getirmektedir.
Son günlerde değişik çevrelerde ses getirmeye başlayan bu
rahatsızlık "İnternet Bağımlılığı" olarak adlandırılmaktadır.
Akıllara hemen şu soru gelmektedir: nedir bu "İnternet Bağımlılığı"?
İşte bu soruya cevap verebilmek ve bu rahatsızlığı daha iyi
anlayabilmek için ilk önce bu bağımlılık çeşidinin belirtilerinin
açıklanması gerekmektedir. Daha sonra bu konu ile ilgili yapılmış
olan önemli araştırmaların sonuçlarına bakılacak ve kimlerin
bu tip bir bağımlılığa mehilli olduğu veya bir başka deyişle
risk grubunu oluşturan kişiler açıklanacak ve son olarak ise
internette yoğun olarak kullanılan chat (sohbet) odaları inceleme
altına alınacaktır.
Yukarıda açıklanmış olan konulara
geçmeden önce "İnternet Bağımlılığı"nın daha iyi anlaşılabilmesi
için şu örneği vermek uygun olacaktır. " Ali 12 yaşına girdiği
zaman ailesi ona okuldaki derslerine yardımcı olması açısından
bir bilgisayar ve internete girmesi için gerekli olan diğer
cihazları da almıştır. Ali, kısa sürede, internette yoğun
olarak kullanılan elektronik posta (e-mail) ve sohbet odalarını
keşfetmiş ve kullanmaya başlamıştır. Ali'nin ailesi ilk haftalarda
onu izleyerek 18 yaşından küçük olanların kullanmaması gerektiği
sitelere girip girmediğine emin olmuş ve daha sonra Ali'yi
kendi haline bırakmışlardır. Ali ise internette geçirdiği
zamanın çoğunu internette tanıştığı insanlarla sohbet ederek
ve internet üzerinden oynanan oyunlarla oyalanarak geçirmektedir.
Fakat problemler daha sonra ortaya çıkmaya başlamıştır. Ali
çoğu zamanını odasında bilgisayar başında geçirmekte ve ailesi
ile zaman geçirmesi istendiğinde huysuzlanmaya başlamıştır.
Buna ek olarak sabahlara kadar bilgisayar başında olduğundan
okuldaki notları hızla düşmüştür. Önlem olarak ailesi bilgisayarı
odasından kaldırmıştır. Bu durum karşısında Ali daha saldırgan
olmaya ve ailesine kendisine zarar vereceğini söylemeye başlamıştır.
Ve sonuç olarak ailesi bu durumu bir profesyonele danışmaya
karar vermiştir." Bu örnek belki de bu yazıyı okuyan çoğu
insana abartılı geliyor olabilir. Fakat bu konu üzerinde yapılmış
olan araştırmalara bakıldığında (daha sonra açıklanacak) olayın
ciddiyeti daha açık bir şekilde görülecektir.
"İnternet Bağımlılığı"nın nasıl
bir rahatsızlık olduğunun net bir şekilde anlaşılması açısından
bu rahatsızlığın belirtilerinin açıklanması gerekmektedir.
Eğer bir birey 12 ay boyunca aşağıdaki belirtilerin 4 veya
daha fazlasını gösteriyor ise bu kişide İnternet Bağımlılığı
olduğu düşünülmektedir.
- İnternete bağlı değilken
bile internet hakkında olan düşünceler
- Tatmine ulaşılması için giderek
artan bir şekilde İnternet kullanımı
- İnternet kullanımını kontrol
edememe
- İnternet kullanımını kesmeye
veya harcadığı zamanı düşürmeye çalıştığında kişinin huzursuz
hissetmesi ve daha çabuk sinirlenmesi
- İnternet kullanımını gerçek
hayat problemlerinden bir kaçış gibi görmesi
- İnternette daha fazla zaman
geçirmek için ailesine ve arkadaşlarına yalan söylemesi
- İnternet kullanımı yüzünden
eğitim, iş veya kariyer fırsatını riske atması
- İnternet erişimi için harcanan
olağandışı ücretlere rağmen kullanıma devam edilmesi
- İnternete bağlı olmadığı
zamanlarda kişinin sosyal yaşamdan geri çekilmesi veya içine
kapanması
- İnterneti ilk kullanmaya
başladığı zaman ile karşılaştırıldığında şu anki kullanım
süresinin uzaması
Eğer birey yukarıda açıklanmış
olan belirtileri 12 aydan kısa bir süre için gösteriyorsa
bu kişi internete bağımlı değil diye adlandırılmaktadır. Ayrıca
yukarıdaki belirtileri gösteren bireylerin eğitim, meslek,
sosyal ve finansal alanlarda güçlük çektiği açıkça görülmektedir.
"İnternet Bağımlılığı"nın belirtileri
açıklandıktan sonra konunun daha net bir şekilde kavranması
ve bu rahatsızlığın etki alanının daha rahat görülebilmesi
açısından bu konu üzerinde yapılmış olan önemli çalışmalar
dikkate alınmalıdır. İlk olarak, 1996 yılında yapılan bir
araştırmada interneti yoğun bir şekilde kullanan 496 kişi
inceleme altında alınmıştır. Bunların içinden 296 kadın ve
157 erkek katılımcının yukarıda açıklanmış olan belirtilere
sahip olduğu görülmüştür. 1998 yılında yapılan bir diğer araştırmada,
18000 kişiden %5.7'sinin internete bağımlı olduğu bulunmuştur.
Buna ek olarak, evlilik ve duygusal birlikteliğin "İnternet
Bağımlılığı"ndan en çok etkilenen alanlar olduğu bulunmuştur.
Ve son olarak, yapılan bir diğer araştırmada araştırmaya katılan
bireylerin %25'inin (4113 kişi) internet bağımlısı olduğu
bulunmuştur. Ayrıca bu araştırmaya katılan ve internet bağımlısı
olan bu insanların internette daha çok vakit geçirmek için
aileleri veya arkadaşlarıyla birlikte olmaları gereken zamandan
kestikleri bulunmuştur. Yukarıda bahsedilen araştırmaların
dışında İnternet Bağımlılığı'nın ciddiyetini gösteren birtakım
olaylarda tozlu raflarda yerlerini almışlardır. Örnek olarak,
Amerika'da basına yansımış bir olayda boşanmanın sebebi evli
çiftin birinin internette fazla zaman harcaması olarak gösterilmiştir.
Bu kişi internette öylesine zaman harcamıştır ki, çocukları
için doktordan randevu almayı ve evin aylık giderlerini ödemeyi
bile unutmuştur. Yine basına yansımış bir diğer olayla 17
yaşındaki bir kızın internet bağımlılığı yüzünden ilaç tedavisi
aldığı ve ayrıca hastaneye yatırıldığı kaydedilmiştir. İşte
bütün bu araştırma ve olaylar göz önüne alındığında İnternet
Bağımlılığı'nın abartıdan uzak ve çok ciddi boyutlarda bireyler
üzerinde etkisi olduğu açıkça görülmektedir.
Bu noktada bu yazıyı okuyan
insanların aklına şöyle bir soru gelebilir; Peki nasıl oluyorda
bazı insanlar internete bağımlı hale geliyor? Bu konu hakkındaki
en güçlü teorilerden bir tanesi şu şekildedir. Öncelikle normal
bir insan değişik bir uğraş bulduğunda 3 tane evreden geçer.
Birinci olarak yeni bir aktivite ile tanışan kişi doğal olarak
bu aktivite üzerinde yoğunlaşır. İşte bu evre zevk alma veya
saplantı olarak adlandırılır. Saplantı evresi gözünü açma
evresinin başlangıcına kadar devam eder. Bu evrede insan zamanının
çoğunu harcadığı bu aktiviteden sıkılmaya ve daha az zaman
harcamaya başlar. Bu evre de dengeyi bulma evresine kadar
devam eder. Bu evrede insanlar harcadıkları zamanı normal
seviyeye getirirler. Bu model göz önüne alındığında internete
bağımlı olan kişilerin ilk evrede, yani saplantı evresi, sıkıştığı
ve bu evreyi geçemedikleri açık olarak görülmektedir. Peki
hangi tip insanlar saplantı evresinde takılıp kalmaya daha
yatkın olmaktadır? "İnternet Bağımlılığı" ile ilgili yapılan
araştırmaların azlığı nedeniyle bu sorunun cevabı net olarak
bilinmemektedir. Fakat bu zamana kadar yapılan araştırmalar
göz önüne alındığında ortaya şu sonuç çıkmaktadır. Sosyal
bağları zayıf olan insanların, yani normal yaşamda diğer insanlarla
daha az iletişim kuran insanların bu rahatsızlığa daha yatkın
olduğu düşünülmektedir. Buna ek olarak depresyonda olmak,
çok kaygılı olmak veya bireyin özsaygısının düşük olması gibi
özellikler internete bağımlı olmaya çanak tutmaktadır. Ayrıca
diğer bağımlılık türlerine (alkol, uyuşturucu gibi) sahip
olmak veya bunlara yatkın olmak internete bağımlılığı arttıran
etkenlerden bir tanesidir. Ve son olarak, bilgisayar ve internete
bağlanmak için gerekli olan modeme sahip olan çocukların internete
bağımlı hale gelmeleri olasıdır.
İnternetin en çok kullanılan
alanları sıralandığında heralde ilk sırayı sohbet odaları
almaktadır. Sohbet odaları internet kullanan bireylerin en
kolay erişebilecekleri bir alan olduğundan kötüye kullanıma
açıktır. Buna ek olarak bu sohbet odalarını kullanan bireylerden
bazılarının internette tanıştığı ve sanal arkadaş olarak adlandırılan
kişilere duygusal olarak bağlandıkları görülmektedir. Bu sohbet
odalarında oluşturulan sanal topluluklar bireylere gerçek
dünyadan bir kaçış yolu olarak hizmet etmektedir. Bu odaları
sık kullanan kişilerden çoğu gerçek hayatta tatmine ulaştıramadıkları
duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarını, oluşturulan bu sanal
topluluklarda tatmin etmeye çalışmaktadırlar. Buna ek olarak
sohbet odalarını kullanan kişiler bu ortamda tanıştıkları
insanlardan sosyal kabul görmek istemektedirler. Bu kişilerin
gerçek yaşamda fazla toplum içine giremediklerini veya bir
başka deyişle yeterince sosyalleşemediklerini söylemek yanlış
bir öngörü olmamaktadır. Hatta bu konuya başka bir açıdan
bakıldığında bireylerin sosyalleşme ihtiyaçlarını oluşturulan
bu sanal topluluklarda karşılamaları ilk bakışta çoğu insana
faydalı olarak bile görünebilir. Fakat İnternet Bağımlılığı'nın
belirtileri listesinde de açıkça görüldüğü üzere bu kişiler
zaman geçtikçe bilgisayar başında daha çok vakit geçirmekte
ve giderek gerçek yaşam ile bağlarını koparmaktadırlar. Bu
durumda bu sohbet odalarının bireylerin üzerinde yarardan
çok zararları olmaktadır. Kişilerin internette sıkça kullanılan
sohbet odaları içindeki davranışları incelendiğinde çok ilginç
bir nokta dikkat çekmektedir. Özellikle internete bağımlı
olan kişiler arasında görülen bu davranış biçiminde bireyler
gerçek kimliklerini saklayarak internette sanal kişilikler
oluşturmakta ve bu oluşturdukları kişilik dahilinde sanal
arkadaşlarıyla sohbet etmektedirler. Buna ek olarak oluşturulan
bu sanak kişiliklerin sayısı tamamen o bireyin isteğine kalmaktadır.
Yani, örnek olarak, bir kişi kendi öz kişiliğinden farklı
olarak bir tane veya on tane de sanal kişilik oluşturabilir.
Hatta oluşturulan bu sanal kişikler bireyin öz kişiliğinin
tam zıttı bir şekilde olabilmektedir. Örnek olarak, erkekler
bayan olarak bile sanal kişilikler oluşturabilmektedirler.
Veya, içine çok kapanık olan bir kişi, sohbet odalarında bunun
tam tersi bir şekilde davranabilir. Peki, neden insanlar sanal
kişilikler oluştururlar? Bu sorunun cevabı popüler bir teoriyle
açıklanmaktadır. Bir kişi ele alındığında bu kişi ilk olarak
kendi öz kimliğine sahiptir. Kişinin bu öz kimliği bebekliğinden
itibaren olan olaylar dahilinde gelişir ve kişinin normal
yaşamında kullandığı davranış ve düşünme biçimleri bu kişilik
içinde anlam bulmaktadır. İşte bu öz (gerçek) kimliğe ek olarak
bir de idealize edilmiş olan kimlik vardır. Bu kimlik genellikle
kişinin gerçek kimliğinin aksine bir çizgi çizmektedir. Normal
yaşamda kişinin ailesinden, arkadaşlarından veya yakın çevresinden
gelebilecek olan eleştirilerden çekindiğinden, kişi bu idealize
edilmiş kimliğini gösterme şansı bulamayabilir. İşte sanal
dünyadaki sohbet odalarında yaratılan sanal kişiliklerden
çoğu bireyin bu idealize edilmiş kişiliğinin değişik birer
şekli veya biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. Birey normal
yaşamda gerçek kişiliğinin izin vermediği davranış veya düşünme
biçimlerini oluşturmuş olduğu bu sanal kişilik veya kişilikler
vasıtası ile ortaya koyabilir. Eğer bu kişi internet bağımlısı
ise, yani zamanının çoğunu artan bir şekilde bilgisayar karşısında
geçiriyor ve normal yaşamla olan bağları gitgide zayıflıyor
ise bu kişinin yaratmış olduğu bu sanal kişilikleri sık kullanmasının
bir sonucu olarak kişilik bunalımına düşmesi olağan olabilmektedir.
Çünkü, birey sanal dünyadan çıkıp normal yaşam içine girdiğinde
bu iki ortamda da kullandığı kişilikler birbirleriyle çelişeceği
için bireyin kafasının karışması ve bir kişilik karmaşası
içine girmesi daha kolay olabilmektedir.
Bilgi çağına girilmesiyle birlikte
internet daha çok önem kazanmıştır. Şu anda yaşamımızın geneline
bakıldığında internetin giderek artan bir şekilde gündelik
yaşamımızda yerini aldığını görebilmekteyiz. Daha önce de
belirtildiği gibi internet beraberinde getirdiği faydaların
yanında çeşitli zararlar da getirmektedir. İşte bu zararlardan
bir tanesi yavaş yavaş insanlar arasında ses getirmeye başlayan
" İnternet Bağımlılığı" rahatsızlığıdır. Bu yazı boyunca bu
rahatsızlığın daha net bir şekilde anlaşılabilmesi açısından
ilk önce bu rahatsızlığın belirtileri açıklanmıştır. Daha
sonra bu konu üzerinde yapılan önemli araştırmalar aracılığı
ile bu rahatsızlığın toplum içindeki oranı hakkında bilgi
verilmiştir. Daha sonra bu rahatsızlığa karşı risk grubunu
oluşturan kişiler ele alınmıştır. Ve son olarak internette
sıkça kullanılan sohbet odaları ve bireylerin bu sanal ortamlardaki
davranış şekilleri açıklanmıştır. "İnternet Bağımlılığı" daha
yeni yeni ortaya çıkmasından dolayı bu konu hakkında çok genel
bilgilere sahibiz. Fakat yukarıda belirtilmiş olan noktalar
göz önüne alındığında bu konunun daha ileri ve dataylı bir
şekilde anlaşılabilmesi açısından daha çok araştırmaya gerek
vardır.
|