|
BABASIZLIK
Yapılan
araştırmalar Amerika'da suçun en belirgin sebeplerinden bir
tanesinin de babasız büyüme olduğunu göstermektedir. Şiddete
dayalı suçlar, çocuk suçluluğu, madde kötüye kullanımı ile
baba yokluğu arasında direkt bir korelasyon vardır. Bununla
birlikte, sorumluluk sahibi bir babanın varlığı bu sosyal
hastalıkların yerine geçebilen bir caydırıcı işlevi görmektedir.
Amerika aile yapılanması geçen
40 yıl içerisinden dramatik bir şekilde değişmiştir. Genç
yetişkinler evlenmek yerine birlikte yaşamayı tercih etmektedir.
Boşanma oranlarında ise bir sıçrama görülmektedir. Bu durum
endişelendiricidir çünkü çocuklar, aileler ve tüm toplum üzerinde
etkili olmaktadır. Yapılan araştırmalar, sadece annenin bulunduğu
ailelerde büyüyen çocukların, akranlarına göre göreceli olarak
daha dezavantajlı olduğunu ve bu dezavantajın çocukluk dönemi
boyunca sürdüğünü göstermektedir.
Michignan Üniversitesi'nden
Micheal Lamb tarafından yapılan bir çalışmada, 7 aylıktan
13 aylığa kadar olan çocukların ebeveynlerinden ayrılmaya
benzer tepkiler gösterdiğini bulunmuştur. Örneğin, baba ayrıldığında,
tıpkı anne ayrıldığında olduğu gibi çocuklar ağlamakta ya
da yakınmaktadır. Diğer bir araştırmanın sonuçları ise, 7
ay ile 2 yaş arasındaki çocukların ebeveynlerine bağlandıklarına
işaret etmektedir. Bu sonuçlar, çocukların erken dönemdeki
gelişimlerinde her iki ebeveynin de önemli olduğunu göstermektedir.
Babalık yadsınamaz çünkü çocuğun büyüme sürecinde önemli bir
rol oynarlar.
Araştırma sonuçları tutarlı
bir şekilde göstermektedir ki, sıcak ve sevecen babalar sadece
çocuklarının pozitif bir kendilik değeri geliştirmesine yardımcı
olmaz, aynı zamanda çocuklarda cinsiyet rollerinin gelişimini
de etkilerler. Örneğin, erkek çocukları bir erkek olarak büyürken
babalarından erkeklerin ilgileri, faaliyetleri ve sosyal davranışlarını
öğrenirler. Kız çocukları ise babalarından erkeklerle güvenli
ve rahat bir ilişki kurmayı öğrenirler.
Sevgi dolu babalar, erkeklerde
başarı, kızlarda kişisel uyum üzerinde olumlu etkiler yaparlar.
Sevgi dolu babalar aynı zamanda ahlaksal mantık yürütmeyi
öğreten, limitleri sağlayandır bu da çocuğun yeterliliğine
olumlu katkılar yapar. Dolayısıyla, açık bir şekilde, babalar
anneler kadar önemlidir.
Ebeveynin yokluğu ya da çocuğun
ebeveynle (genellikle de babayla) sık iletişim kuramaması
ise çocuk üzerinde bazı olumsuz sonuçlara nende olmaktadır.
Araştırmalar, çocukları büyük çoğunluğunun babalarını çok
fazla özlediklerini göstermektedir. Küçük çocuklar, babaları
boşandığında, babası sanki ölmüş gibi derin bir üzüntü duyabilmektedir.
Babanın yokluğu ya da devamlı uzaklık hali ise bu büyük üzüntünün
uzamasına neden olmaktadır. Ek olarak, babanın yokluğu hem
kız hem de erkek çocuklarının sosyal davranışlarının olumsuz
yönde etkileyebilmektedir. Araştırma sonuçları, baba yokluğu
yaşayan çocukların davranış problemleri göstermesinin daha
olası olduğunu ve okulda, özellikle matematik ve fen derslerinde
pek başarılı olamadıklarını göstermektedir.
Eğer, çocuk ile baba görüşmüyorsa,
çocuk için olumlu rol modeli olması için erkek kardeş, büyük
baba gibi kişileri kullanabilirsiniz. Daha sonra okul programları,
kız - erkek kulüpleri ve gençlik programları yararlı kaynaklar
olabilir. Olumlu erkek karamanlar hakkında kitaplar okumak
da bir diğer seçenektir.
Baba Yokluğunun Sonuçları
Üzerine Araştırma;
Burada çocuğun yaşamından ziyaretçi
olarak babanın çıkarılmasının gözlenen etkilerinden bazıları
yer almaktadır;
- Özet olarak, bu çalışmadaki
çocukların %30'u ebeveyn ayrılığını izleyen şekilde akademik
başarılarında belirgin bir düşüş yaşamışlardır, bu durum
ayrılığı izleyen 3 yıl içinde gözlenebilmektedir. Bu da
her iki ebeveynin de çocuğun akademik uyumunda önemli bir
faktör olduğunu göstermektedir. Dahası, veriler velayeti
alamayan ebeveynleri (çoğunlukla babaların) çocuklarının
gelişimini oldukça etkilediklerini göstermiştir. Nitekim
yine verilere göre, velayeti alamayan ebeveynleriyle daha
fazla zaman geçiren çocukların er türlü uyum alanında daha
iyi olduğu saptanmıştır.
- 6 yaşından önce ya da 6
ile 9 yaşları arasındayken ebeveynleri boşanan ergen kızlar,
aileleri birlikte olan kızlara göre daha fazla alkol ya
da madde kullanımına yönelmektedir. 6 yaşından önce ebeveynleri
ayrılan ergen kızlar, aileleri ile birlikte olan kızlara
göre daha fazla okuldan kaçma bildirirken bu oran, kendileri
6 ile 9 yaşları arasındayken ebeveynleri boşanan kız öğrenci
grubundakinden de fazladır.
- Ebeveynlerin ayrılığının
daha çok kız çocuklarını etkilediğini gösteren sonuçlar
da vardır, nitekim onlarda ebeveynleri ayrılan erkek çocuklarına
göre daha sık okuldan kaçma, daha depresif davranışlar gösterme
ve sosyal desteği daha olumsuz ifadelerle tanımlama gibi
bulgular saptanmıştır.
- Kadınların ergen ve yetişkin
populasyonları içinde ebeveyn ayrılığı düşük kendilik değeri,
erken başlayan cinsel etkinlik, büyük ölçüde suça ilişkin
davranışla ilişkilendirilirken, bu kadınların uzun ve memnuniyet
verici heteroseksüel ilişkiler kurmakta da zorlandıkları
görülmektedir. Bu da, boşanma yıllar öncesinde kalsa da
sonuçların gözlenebilir olduğunun altını çizmektedir.
- Kadınlarda bu duyguya yol
açanın ise, babanın duygusal olarak kaybının onların kendilerini
reddedilmiş gibi hissetmeleriyle ilişkilendirilmektedir.
Pek çok kız bu reddedilmeyi kendilerinin yeteri kadar sevimli,
yeteri kadar sevilebilir, yeteri kadar zeki vb. olmadıkları
şeklinde algılamaktadırlar.
- Kalter ve Rembar tarafından
daha önceden yapılmış olan bir araştırmada, ebeveynleri
boşanmış olan 144 çocuk ve ergen hastada, yaygın olarak
şu üç problemin görüldüğü saptanmıştır;
a) Katılımcıların %63'ü psikolojik problem bildirmiştir;
endişe, üzüntü, fobiler, depresyon gibi)
b) %56'sı becerilerde ve performansta azalma tariflemiştir.
c) %43'ünde ise ebeveynlere karşı öfke vardır.
d) latans döneminde olan 32 kişilik bir alt grupta
ise, %69'u psikolojik üzüntü, %47'si akademik problemler,
%41'i ebeveynlere karşı öfke bildirmiştir.
|