|
ÇOCUKLARDA ENDİŞE
Hazırlayan Nevin Işık
Genel
anlamda anksiyete kaygı, sıkıntı, bunaltı, endişe olarak adlandırılır.
Anksiyete yaşayan kişi bu durumu "kötü bir şey olacakmış hissi",
"hoş olmayan bir endişe hali" ya da "nedensiz bir korku" şeklinde
ifade eder. Anksiyete bozuklukluğu ise somatik belirtilerin
de eşlik ettiği, normal dışı, nedensiz bir tedirginlik ve
korku hali olarak tanımlanabilir. Somatik belirti olarak kast
edilen, hiçbir fizyolojik neden olmamasina rağmen kişinin
ishal, baş ağrısı, karın ağrısı gibi şikayetlerinin olmasıdır.
Anksiyete koruma ve adaptif işlevi olan normal bir duygu durumudur,
olası tehlikeleri haber verip önlem alınmasını sağlar. Çocuklar
ve ergenler yetişkinler gibi korkularını sıkıntılarını tanımlayıp
bildiremezler ve böyle bir durumla karşılaştıklarında yetişkenlerden
farklı şekillerde tepki gösterirler (örneğin, ağlama, sinirlilik,
öfke nöbetleri, somatik belirtiler). Bu nedenle çocuklarda
gözlemlenen anksiyete sayesinde onların sıkıntıları yada rahatsızlıkları
fark edilir.
Çocuklarda çok sık görülen korku
ile anksiyeteyi ayırmak çok önemlidir. Korku kaynağı belli,
dıştan gelen bir etki ile gerçekleşir ve verilen tepki herzaman
kesindir. Yani çocuğun "korku tepkisi" belirli bir nesneye
karşı ise ve o nesne herzaman aynı şekilde reaksiyon alıyorsa
buna korku diyebiliriz. Çocuğun evrimsel dönemine göre korktuğu
şeylerde değişir. On ikinci aydan itibaren yabancılardan,
garip yerlerden ve yüksekten korkma başlayabilir. Okul öncesi
çocuklar yalnız kalmaktan, karanlıktan, hayvanlardan ve hayali
yaratıklardan korkabilirler. Okul çağı çocukları doğa üstü
güçlerden, değerlendirici ya da sosyal durumlardan, doğal
afetlerden hastalık ve kazalardan korkarlar. Korkular kişinin
yaşına uygun olmayan şekilde gerçekleşmeye başlarsa bu duruma
"fobi" denir. Anksiyete ise korkulara göre daha hayatın içine
yayılmıştır. Nedeni belli değildir yada nedeni korkuda olduğu
gibi dış nedenler değil içsel nedenlerdir. Bu sebepten dolayı,
kaynağının araştırılması gerekir.
Belirtiler
- Benlik algısında düşme
- Sulu dışkı
- Aşırı terleme
- Titreme · Bulantı · Baş ağrısı
- Karın ağrısı · Bağırsak sendromu
- Sık idrara çıkma
- Huzursuzluk
- Çarpıntı · Bayılma
- Ellerde uyuşma
- Tırnak yeme · Parmak emme
- Sinir/öfke nöbetleri
- Tik/kekeleme
- Ağlama
- sosyal izolasyon
- sosyal işlevlerde yetersizlik
- akademik başarısızlık
Bütün bunların yanında bir çocuğa
anksiyete bozukluğu tanısı koymak için aşağıdaki semptomlardan
en az birinin kaygı ve kuruntu semptomları ile birlikte 6
ay süreyle çocukta yoğun bir şekilde ile gözlemlenmiş olması
gerekir.
- Huzursuzluk, aşırı heyecan
yada tasalanma
- Kolay yorulma
- Düşüncelerini odaklayamam
ya da zihnin durmuş gibi olması
- İrritabilite, çabuk kızma
- Kas gerginliği
- Uyku bozukluğu (uykuya dalmakta
yada uykuyu sürdürmekte güçlük çekme yada huzursuz ve dinlendirmeyen
bir uyku uyuma)
Nedenler
- Bağlanma problemi yada bağlanılan
modelden ayrı kalma: Bağlanılan model çoğunlukla anneler
olmakla beraber bazen babalar veya her ikisininde olmadığı
durumlarda nine ve dedelerde olabilmektedir. Bağlanılacak
modelin olmaması ve bağlanılan modelden ayrı kalma ayrılık
kaygısı bozukluğuna yol açabilmektedir.
- Aşırı korumacı bağlanma modeli:
Bağlanma modelinin çocuğu kendi kaygısı nedeni ile sürekli
koruması ve yanından ayırmaması sonucu çocuğun yalnız kalmaktan
ve tek başına bir iş yapmaktan kaçınması durumudur. Anne
çocuğun tek başına bir iş yapmasına izin vermediği ve yanından
hiç ayırmadığı için, çocukta "ben tek başıma hiçbir şey
yapamam" anlayışı gelişir. Bu sebeple anne olmadığı zaman
çocuk kaygılanır ve annenin yanından ayrılmaktan sürekli
kaçınır.
- Aile ihmali · Boşanma, ölüm
gibi stress yaratıcı olaylar
- Anne-babanın stressli olması
- Çocuktan aşırı beklenti
- Genetik faktörler: Anksiyete
bozukluğu olan insanların birinci derecede akrabalarında,
anksiyete bozukluğu olmayanlardan beş kat daha fazla görülmüştür.
Ayrılık
Kaygısı Bozukluğu 7ay-6 yaş aralığında bağlanılan modelden
yarı kalmaktan kaçınma normal bir tepkidir. Fakat ayrılık
anksiyetesiçocuğun yaşına ve normal gelişimsel düzeyine uygun
olmayacak şekilde 4 hafta sürer ise buna "ayrılık kaygısı
bozukluğu" denir. Bu durumdaki çocuklar yapışarak, ağlayarak,
yalvararak ya da somatik yakınmalarda bulunarak ayrılığı engellemeye
çalışırlar. Korkunun altında yatan, bağlanma figürüne ya da
kendisine zarar geleceği ve bu şekilde sürekli ayrılığı yaşayacağıdır.
Bu durumdaki çocuklar annelerine yapışık yaşayan, çeşitli
somatik nedenleri (baş ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma
gb.) bahane ederek okula gitmeye direnç gösteren yada okulda
ağlayarak annelerinin onlarla birlikte okulda kalmalarını
sağlayan çocuklardır. Ayrılık kaygısı bozukluğu olan çocuklarda
kaygıdan dolayı akademik başarıda düşme, okulda arkadaşları
ile vakit geçirmeme, sosyal faaliyetlere katılmama, arkadaşlarının
evine gitmeme görülür. Bu durumdaki çocuklar yalnız kalmaktan
tedirgin olurlar, tek başlarına odada kalamazlar ve annelerine
yapışık bir şekilde yaşamak isterler. Gece yalnız uyuyamazlar;
şayet ebeveynlerin odasına gitmeleri yasaksa onların kapısının
önünde uyudukları bile görülebilinir, geceleri taşıdıkları
bu korkuyu yansıtan kabuslar görürler.
|