|
BÜYÜYEMEMEK
Günümüz toplumunda erişkinlerin ergenliğe gerilediği ve ergenlerin de
erişkin olmaya niyetlenmedikleri bir gözlem olarak dile getiriliyor. 'Babanın
ölümü'ne tanık oluyoruz. Bütün simgesel biçimleriyle baba ve otoritesi
kayıplara karışıyor. Yarım erişkinlik ödüllendiriliyor. Böylece bütün
kadim öğretilerde yerleşik olan dürtüleri kontrol etme, bastırma ve disiplin
gibi dizginler serbest bırakılıyor. Günümüzün insanı geçmişin kısıtlama
ve dizginlerinden kurtuldukça kendisini daha özgür hissediyor. Anne babalar
çocukluğa geriliyor ve yalnız bırakılmış çocuklardan da bir an önce büyümeleri
isteniyor. Çocuklar bunu elbette başaramıyor, yetişkinlik ve çocukluk
arasında bir durakta kalakalıyor.
Anne
babalık her bir nesilde mevzi kaybediyor. Doğru dürüst bir ebeveynlik
görmeden büyüyen çocuklar, kendileri anne baba olduklarında, izleyebilecekleri
bir erişkin rol modelinden mahrum bulunuyor. Yetişkinliğe bakıldığında
görülen şey kaos ve boşuktan başka bir şey değil. Herkesin herşeye hakkının
olduğunu düşündüğü, herkesin haksızlığa uğradığı gerekçesiyle bir diğerine
bağırdığı, herkesi tatmin edecek saygın bir otorite bulmanın giderek zorlaştığı
bir toplumdan söz ediyoruz.
Tanrısız iktisadın herşeyi silip süpürdüğü, kapitalizmin nihai zaferini
ilan ettiği bir dünyada, teknoloji de insanları aptallaştırıyor. Apartman
dairesinin penceresinden bakıyorum: Her evde televizyonun ışığı. Medya
teknolojileri cehaleti tırmandırıyor, entellektüel yetkinlik azalıyor.
Zihinsel kapasiteleri düşmüş gençler dünyayı anlamakta zorlanıyor. Kitle
kültürü böylece onları kolayca ruhsuz bir tüketiciliğin kucağına atıyor
ve şirket kapitalizminin bilinçsiz kurbanları haline getiriyor. Ruhunu
ve yönünü yitirmiş bir genç kuşakta ümitsizlik yaygınlaşıyor. Baba yara
aldıkça çocukları kandırmak kolaylaşıyor.
Babanın meşruiyetini yitirmesi sadece çocuklukta saygı duyulan bir rol
modelinin kayıplara karışması değil, ileriki hayatımızda akıl danışacağımız,
bize rehberlik edecek bir âkil adamı da yitirmemiz anlamına geliyor. Bütün
bir erkek kuşağında kimlik kaybına yol açabilecek, erkekleri yalnızlaştıran
bir durum bu. Olgunluk ve sorumluluk da babayla birlikte yitip gidiyor.
Erişkin kişi ani tatmin, rahat ve heyecan peşinde koşmayan kişidir. Erişkin
kişi hayatı bir biyografi ve gelecek ışığında tanzim eder. Kendisinden
önce gelenlerin hayatını devam ettirir ve geleceği çocuklara miras bırakır.
Hayatı sadece kendisi için yaşamaz. Erişkin kişi yaşın getireceği olgunluk
ve sorumluluk hissini sahiplenir, böylelikle de kensinden sonra gelen
genç nesillere örnek teşkil eder.
Anne babalar çocukların hedonizmini taklit ediyor. Hayat günübirlik zevk
ve eğlence için yaşanıyor. Böylece bir türlü büyüyemeyen, büyümek istemeyen
insanlar zuhur ediyor. Hayatı sadece kendisi için yaşayan bireyler, narsisizm
bayrağını toplumun burçlarına dikiyor.
Narsisizmden kurtularak, her birimizin diğeri için sorumluluk hissettiği
bir ihtimam ahlakına dönebilir miyiz? Bunun için merhamet ve empatiyi,
bebeklikten yaşlılığa kılavuz edinmemiz gerekiyor. Hayatı sadece kendimiz
için yaşamıyoruz. 'Dünyayı çocuklarımızdan ödünç aldık' diyor bilge yerliler.
Arzularımızı sınırlandırmayı ve bunları kültürel / ahlaki bir kod haline
hetirmeyi başarmamız gerekiyor. Böylece anne babalar çocuklarını narsistik
bir biçimde kullanmayacak veya onları sırf kendi arzuları uğruna yalnız
bırakmayacak ve ihmal etmeyeceklerdir.
Dikkat dikkat! Anne babasız büyüye(meye)n çocuk ve ergenler
için, acilen, tam erişkin bireyler aranmaktadır!
|