|
Baba Olmak
Prof.Dr.Kemal Sayar
Tarihe
baktığımızda “baba”, ata, öğretmen, ahlaki model, disiplin eden ve ekonomik
destek sağlayandır. Babalığın tarihteki rolü değişiyor, çünkü modern anlayışa
uymuyor. Baba heteroseksüelliği, aileyi, evliliği tanımlar ve ailenin
geçimini sağlayan baskın bir roldür. Yani “ailenin erkeği” diye tanımlanır.
Şimdilerde ise kadının rolü değişiyor, kadın erkeğe adeta meydan okuyor.
Çünkü, artık kadın da ekonomik olanakları elinde bulunduruyor. Yani kadın,
erkeğin bu özel sahasına ulaşmış, ekonomik özgürlüğünü ortaya koymuş durumda.
“Çocuğu meydana getirmek” olarak tanımlandığında babalık, erkekler için
yaygın bir deneyimken; “bir çocuğu yetiştirmek, bakıp büyütmek” anlamında
kullanıldığında babalık, erkekler için genel bir deneyim olmaktan çıkıyor.
Çocuğunun bakımıyla ilgilenen babaların sayısı giderek artıyor. Bu durum
daha çok, kadının iş hayatına girmesiyle oluşan bir gereklilik gibi görünürken,
nadiren babanın kendi isteği olarak yorumlanıyor. Çocuklarına bakıp onları
büyüten babalar, genellikle çocuklarının tek ebeveyni olan bekâr babalar
oluyor.
Babanın fiziksel varlığı, çocukla iletişiminin küçük bir bölümünü oluştururken,
babanın çocuklarıyla birlikte olması etkin ve iyi bir bakımın olacağı
anlamına da gelmiyor. Daha önceki kuşaklarla karşılaştırıldığında modern
ailelerin, iş hayatı, televizyon, alışveriş ve benzeri etmenler dolayısıyla
çocuklarıyla neredeyse yarı yarıya daha az zaman geçirdiğini söyleyebiliriz.
İki ebeveynin de bulunduğu bazı ailelerde ise, anne hâlâ çocukların bakımından
sorumlu olan tek kişi olarak görülebiliyor. Dolayısıyla anne babanın beraberce,
ama daha çok annenin ön planda olduğu, babanın da çocuğuyla ilgilendiği
ve anneye destek olduğu ailelerde çocuklar için huzurlu bir ortam sağlanmış
oluyor.
Erkeklerin çocuk yetiştirmesi ile çocuklarının bakımını paylaştıkları
kadınla kurdukları sağlıklı ve güçlü ilişki arasında yüksek bir korelasyonparalellik
bulunuyor.
Farklı kültürleri de içeren çalışmalarda, babalığın, ekonomik şartları
sağlamak, rol model olmak, aile fertlerini korumak ve otoriter figür olmak
şeklinde tarif edildiği görülüyor. Babanın çocuklarına olan ilgisi, anneyle
kurduğu ilişkinin kalitesi ile paralellik gösterirken, anne ve babanın
aynı evi paylaşmasıyla da artış gösteriyor.
Bir işte çalışma, babalığın tanımlayıcı özelliği olarak görülüyor. Eve
ekmek getiren, aileyi geçindiren kişi denilince önce akla gelen baba oluyor.
İstatistiksel veriler de bunu destekliyor.
Ucuzlayan iş gücü, erkeklerin iş hayatındaki yükünü arttırırken, 1970’lerden
sonra kadınlar iş hayatına adım atmış ve evin geçimine katkıda bulunmuş,
böylelikle aile geliri sabitlenmeye çalışılmıştır. Ailelerde iki ebeveynin
de çalışma oranı, 1970 ile 1990 yılları arasında neredeyse yarı yarıya
artarken bir diğer aile gelirini sabitleme yöntemi olarak da çocuk sayısı
azaltılmıştır.
Klasik aile imajını, baskın baba ve onun arkasında yer alan itaatkâr
anne oluşturur. Babalar kahraman ve lider olarak görülür; dizginleri elinde
tutanlar, gemiyi yönetenler, sürüyü güdenler de onlar olur. Bunun zıddı
bir tablo bazı kültürlerde hiç görülmez, bazılarında ise nadiren görülür.
Bizim kültürümüzde ise evin reisi, evin direği babadır. Aile reisi denildiğinde
akla gelenler baba ve kural koyan kişiler olur. Yüzyıllardır annenin çocukla
kurduğu bağ, gözle görülür biçimde sergilenirken, babayla çocuk arasındaki
bağ sadece güce dayanır, bu da bir hiyerarşinin etkisinin olduğunu hissettirir.
Sanayileşme dönemi öncesinde babalar çocuklarıyla daha fazla vakit geçiriyor
ve çocuklarına bağlılıklarını daha çok gösteriyor, hatta bunu çocukları
erişkin olsalar bile devam ettiriyorlardı. Ama sanayileşme iki önemli
değişimi de beraberinde getirdi; ailelerden ayrı çalışma alanları ve eşyanın
değerindeki düşüş. Babalar çocuklarından ayrılırken, anneler de çocuklarının
bakımını üstlenerek aileye destek oldular. Erkekler öncelikle eve ekmek
getiren kişi, ikincil olarak da çocukları disiplin eden otorite oldu.
Sosyal bilimcilere göre günümüzdeki babalık rolünü belirleyen etkenler,
boşanmalardan çok, tarihsel süreçte de belirgin rol oynayan ekonomik etkenlerdir.
Ekonomik gelişmeler erkeklerin eve ekmek getirmesini zorlaştırırken birçok
kadının da iş hayatına katılımını zorunlu kılmıştır. Endüstrileşmenin
aile bütçesi üzerindeki etkisiyle annelerin rolleri daha da önem kazanırken,
baba ile çocuk arasındaki ilişki daha da zayıflamıştır.
Bir yandan özgürlük kazanılırken, baba olma ile adam olmanın da tanımları
değişti. Çalışan anne sayısındaki artış sayesinde erkeğin geçimi sağlayan
kişi olmasına ve erkeğe tanınan imtiyazlara karşı büyük meydan okumalar
gerçekleşti. Araştırma sonuçları, eşleri çalışan erkeklerin, eşleri çalışmayanlardan
daha mutsuz olma eğiliminde olduğu ve daha yüksek oranda ruhsal sıkıntı
yaşadığına işaret ediyor.
Yapılan bazı araştırmalarda, erkeklerin ergen çocuklarındansa küçük çocuklarına,
kız çocuklarındansa erkek çocuklarına, üvey çocuklarındansa öz çocuklarına
babalık etmeyi yeğlediğini gözlemlenmiştir. Orta ya da yüksek pozisyonlu
işlerde çalışan ya da kendi işinin patronu olan babalara kıyasla düşük
pozisyonlu işlerde işçi olarak çalışan babaların aileye daha çok katılım
gösterdiği, anne bir işte çalışıyorsa veya erkek genç yaşta baba olduysa
da babanın aileye katılımının yüksek olduğu görülmüştür.
Erikson’un tanımladığı erişkinlik kutuplarından olan “üretkenlik”, kişinin
çıkar beklentisi olmaksızın kendini yeni kuşakların geleceğine ve refahına
adayabilme yetisi olarak açıklanmıştır. Üretken babalık yapanlar, çocuklarının
bakımına, sosyal, duygusal, zihinsel ve fiziksel gelişimine önem verirler.
Böyle bir babalık için ise iyi bir ahlaki gelişim ve tecrübe olması gerekir.
Bu nedenle, babalık yapacak kişinin üretken babalık yapmasında kişinin
nasıl bir aile yapısından geldiği, babasının aile içerisindeki rolü, annesinin
iş ve eğitim hayatı, kendi hayatını ve benliğini nasıl anlamlandırdığı
önemli etkenler olarak görülür. Erkeklerin çocuk yetiştirirken etkilendikleri
faktörlerden biri de kendi babalarıdır. Ya kendi babalarının yaptıklarını
model alarak onlar da babaları gibi davranacak ya da babalarının benzemek
istemedikleri için babalarından farklı bir babalık sergileyeceklerdir.
Araştırmalar da babalığın yapısının esnek olduğunu ve nesilden nesile
değişiklik yaşandığını gösteriyor. Babalığın cinsiyete özgü uygulaması
ise iki şekilde gerçekleşiyor. Birincisi, babanın çocuğuyla kurduğu ilişki
anneninkinden farklı bir yol izliyor. Yani baba geleneksel olarak da eve
ekmek getiren kişi olarak bilindiğinden öncelikle evin geçimini sağlıyor,
ama aynı zamanda annenin çocuk yetiştirmesine katkıda bulunuyor. İkinci
olarak, bazı araştırmalar babanın ilgisinin erkek ve kız çocuklar üzerinde
farklı etki bıraktığını gösteriyor. Eğer baba, kız çocuğuna daha ilgili
ise çocuk geleneksel cinsiyet rol modelinden daha fazlasını tecrübe etme
imkânı buluyor; eğer baba erkek çocuğuna karşı daha ilgili ise babanın
varlığı büyük faydalar sağlarken, bu durum erkek çocuğunun geleneksel
erkeklik görüşünü pekiştirmesine neden oluyor.
Aslında en etkin bakış açısı, çocuğun gelişiminde babanın etkisinin çok
yönlülüğüdür. Birincisi, ekmek parası getirecek kişi baba oluyor yine;
ikincisi, baba evde çocuğun bakımını üstlenen kişiye -genellikle bu kişi
anne oluyor- destek oluyor; üçüncüsü, baba ev işleri yaparak ve çocuğa
bakarak doğrudan katkıda bulunabiliyor; dördüncü olarak, baba eşi ve çocuklarıyla
kurduğu ilişkiyle aile yapısını etkiliyor; son olarak da babanın tavırları
kültürel çevreden çevreye farklılaşıyor.
Çalışmalarda, çocuk büyütmede daha etkili faktörün cinsiyetin rolü değil
aile içi samimiyet ve sıcaklık, yakınlık ve destek olduğu görülmüştür.
Bireysel özelliklerin daha önemsiz olduğu ve ailenin birlikte geçirdiği
zamanın süresinden çok niteliğinin önemli olduğu bulunmuştur.
Babalığın modellendirilmesinde ve uygulanmasında iş-aile bağı önemli
görülüyor. 1995’te yapılmış bir araştırmaya göre değişik yaş ve demografik
özelliklere sahip babaların % 77’si bugün baba olmanın geçmişten daha
zor olduğunu düşünüyor. Erkeklerin üçte ikisi iş ile aile arasında denge
kurmanın zor olduğunu düşünüyor.
Erkekler genellikle çocuklarıyla daha çok gürültülü patırtılı ve fiziksel
temas kurulan oyunlar oynar ve eğlenirken kadınlar çocuklarıyla duygusal
bağ kurarak onları yetiştirmeye ve ilişki kurmaya çalışıyor. Diğer yandan
anne ve baba aynı şeyi yapsalar da -örneğin; çocuklarını giydirme, onlara
üst baş alma, onlar için endişelenme veya planlar yapma- bu sırada farklı
şeyler hissediyorlar.
Erkekler genellikle çocuklarıyla daha çok gürültülü patırtılı ve fiziksel
temas kurulan oyunlar oynar ve eğlenirken kadınlar çocuklarıyla duygusal
bağ kurarak onları yetiştirmeye ve ilişki kurmaya çalışıyor. Diğer yandan
anne ve baba aynı şeyi yapsalar da -örneğin; çocuklarını giydirme, onlara
üst baş alma, onlar için endişelenme veya planlar yapma- bu sırada farklı
şeyler hissediyorlar.
Kaynak Dowd, N. E., Redefining Fatherhood, NYU Press,
2000.
|