Başlıklarda arayın
   
KOD:insan3
Bu yazı
19.10.2008 tarihinden itibaren
2143 kez okunmuştur



Sözel İstismarın Üstesinden Gelmenin Sırları

Bir zamanlar bizi sevecek ve koruyacak yakışıklı prensimizi bulunca ayaklarımızın üzerinde durabileceğimize inanırdık. Ancak bu şekilde kendimizi tamamlanmış hissedeceğimizi düşünürdük. Prensesler gibi hissedecektik; ama özgür, amaçları ve kariyeri olan modern günün prensesi… Kendine güvenen onurlu ve mizah sahibi prensimiz tarafından takdir edilecek ve çılgınca sevilecektik. Yakışıklı prensimizi bulduğumuzda o an için her şey öyleydi. Sonra bir gün bu prens daha az çekici hale geldi ve bize yaralayıcı sözler söylemeye başladı. Bu sözlerden incindik, acı çektik, üzüldük. Onun bizi incitmek için söylemediğine ikna ettik kendimizi. Yakışıklı prens bizi kötü hissettirecek bir şey yapamazdı ve söyleyemezdi; o aşkımız ve kaderimizdi.

Bazıları her şey için bizi suçlarlar. Bazıları özür dileyerek neden o sözleri söylediklerini bilmediklerini söylerler. Fakat tekrar tekrar aynı durum yinelenir. Ve biz gittikçe deli olmaya başlarız. Nasıl bir hata yaptığımızla, yanlışın nerede olduğuyla ilgili bir çok soru belirir kafamızda. Öğrenmeye ve durumla baş etmeye çalışırız ama bir türlü mide ağrılarımızı engelleyemeyiz. Gittikçe hasta ve yorgun hale geliriz. Prensimiz neden bizi anlamıyor diye düşünürüz ve bizi ne kadar sevdiği hakkında hiçbir bilgimiz yoktur. Tüm günümüzü bu sorularla ve bulmaya çalıştığımız çözüm yollarını düşünerek geçiririz. Başkaları tarafından mükemmel olarak tanınan yakışıklı prensimizin bize çektirdiği acıları kimseye anlatamayız ve köşeye sıkışmış bir şekilde umutsuzca yaşamaya devam ederiz.

Çözümlemenin ve gerçeği öğrenmenin ilk basamağı "emosyonel özgürlük"tür. Şunu bilmelisiniz ki ilişkinizin gidişatı artık doğru değil tıpkı yakışıklı prensiniz hakkında inandığınız doğrular gibi… Onun ilişkinize bakış açısı, beklentileri, amaçları ve davranışlarındaki motivasyon sizin düşündüklerinizden oldukça farklıdır. Bu nedenle öncelikle acı çekmekten, kafa karışıklığından ve korkudan vazgeçmelisiniz.

Sözel istismara uğradığınızda gerçekte olan nedir? Gerçekte olan, o konular üzerindeki çelişkileriniz, yaptığınız yanlışlar değil, eşinizin sizi kontrol altına almak istemesidir. Planlı (hemen göze çarpmayan) bir istismar, örneğin bir konuda kendisinin sizden daha iyi bildiğini iddia ederek, sizi bu konuda yönlendirmeye çalışması olabilir. Açık istismar ise sözlerinize ve hareketlerinize öfkeli ve kırıcı olarak cevap vermesidir. Bu saldırılar yerlerini zaman zaman güzel davranışlara ve birden size olan ilgisinin artması şeklindeki bir duruma bırakabilir.

Sevgilinizin Mr. Hyde döneminden Dr. Jekyll dönemine geçişini hayretle karşılar; bir gün Mr. Hyde dönemine geçecek korkusuyla yüz ifadesini, vücut postürünü ve ses tonunu incelemeye başlarsınız. Fakat tüm saldırılarına rağmen o kadar çekicidir ki, onun çekiciliği yüzünden mi, yoksa bağlandığınız için mi bunlara katlandığınızı bir türlü bilemezsiniz.

Oysa çekicilik, genellikle bilinçli olmayan fakat eşini manipüle etmek için, kabul görmek, ilgi görmek, bir takım suçluluk duygularını örtmek için var olabilir ve yüzeyel bir şeydir. Çekici olmak kendini savunmanın bir yoludur. Bilerek veya bilmeyerek kızgınlıklarını çekicikleriyle gizlemeye çalışabilirler.

Siz bu durumdan nasıl etkileniyorsunuz? Genelde gergin, sabırsız, öfkeli, yalnız, umutsuz, kırılgan, aşırı duyarlı, deprese, yetersiz, utangaç, güvensiz, suçlu, kurban edilmiş ve köşeye sıkıştırılmış gibi hissedersiniz. Bu durum kronikleşirse mental ve fiziksel problemler yaşayabilirsiniz. Kendinizi güvensiz, işe yaramaz hissedersiniz ve konsantre olmakta güçlük çekersiniz. Düşünme ve algılamada zorlanır, kendi kararlarınıza, yargılarınıza ve sezgilerinize güvenemez hale gelirsiniz. Her şeyinizi bir yerlerde unutur, kazalara açık hale gelirsiniz. Bir takım bağımlılıklar geliştirirsiniz, yemek yemek, alışveriş yapmak, ilaçlar, alkol gibi. Kendinize yabancılaşırsınız ve kendinizden nefret etmeye başlarsınız.

Kendinizi okul kuralları içine sokmaya çalışırsınız. Onu anlamaya, yardım etmeye, kontrol etmeye, manipüle etmeye çalışmaya başlarsınız. Ancak, tüm bunlar acınızın biraz dinmesine ve konfüzyonunuzun azalmasını sağlamaktan başka bir işe yaramaz.

Neden böyle oluyor? Neden eşiniz böyle davranıyor? Bu kimin hatası? Sizi nasıl incitebiliyor? Bu soruları cevaplandırmak için 3 noktayı ele almak gerekir.

Neden eşiniz böyle davranıyor?
Öncelikle biyolojik yatkınlıklarla farklılıklar yadsınamaz. Çoğu farklılıklar çocukluk döneminden itibaren belli olur. Örneğin bu tür kişiler, anksiyöz, aşırı duyarlı ve agresif olmaya meyillidirler. Küçükken diğer çocukları iten, saldırganlık yapan çocuklar büyüdüklerinde diğer insanları istismar etmeye meyilli olurlar. Sessiz, duyarlı ve endişeli çocuklar ise büyüdüklerinde kendilerinden emin olmayan, kullanılmaya açık kişiler olabilirler.

İkinci sebep ise, kişilerdeki derin, güçlü ve acı veren negatif duygulardır. Örneğin utanç, korku, kıskançlık gibi… Bu duygular çocukluk deneyimleriyle ve karşılanamamış çocukluk ihtiyaçları nedeniyle meydana gelebilir. Bu şekilde davranmak, diğer bir deyişle "acting out" yapmak acılarını dindirmenin bir yoludur. Bu çocuklar ebeveynleri tarafından kötü davranılmış ya da ebeveynleri veya diğer büyükleri tarafından fazla kontrol altına alınmaya çalışılmış olabilirler. Doyurulmamış ihtiyaçlar, kendisini iyi tanımaması ve eski acıların derin rezervuarı, eşinizin bazı konulardaki toleransının düşük olmasına neden olmaktadır.

Peki, bu kimin hatası?
Sebepleri düşündüğümüzde, eşinize acıyabilir ve onu affetmeye çalışabilirsiniz. Ancak bir kere daha düşünün. Eğer, eşinizin sizi kullanmaktan vazgeçeceğini ve sizi istediğiniz gibi seveceğini düşünüyorsanız, bundan hemen vazgeçin. Çünkü onu değiştiremezsiniz. Onun yaralarını saramazsınız.

Öyleyse ne olur?
- O, bu problemleri görmezden gelir ve sizi sevdiğini zannederek yaşamaya ve sizi kullanmaya devam eder.
- Davranışını fark eder, kabul eder ancak değişmez olarak görür.
- Sizden özür diler, zaman ister ve her şeyin düzeleceğini umut ederken sorunlar büyümeye ve kötüleşmeye devam eder.
- Sorumluluğu eline alarak profesyonel bir yardım talep eder çünkü artık bu şekilde istismar etmek istemiyordur. Kararlı bir şekilde kendisinin bu davranışı üzerinde çalışır ve artık kimseyi bu konuda istismar etmez.

Siz, eşinizin istismar eden bir kişi haline gelmesinden sorumlu değilsiniz. Sizi neden seçtiğinden de sorumlu değilsiniz. Sizin sorumlu olduğunuz konu neden kullanılmaya aday olduğunuz ve sizi bu kadar etkilemesine izin vermenizdir. Sağlıklı istismar olmayan bir ilişkide sizin güçsüzlüğünüz, güvensizliğiniz, ihtiyaçlarınız, kırılganlıklarınız size karşı kullanılmayacaktır. Sürekli inciniyor ve incitiyor olmanız, suçsuzluğunuzu kanıtlamaz. Yalnızca doğruları görmek bile sizi istismar edilmekten özgürlüğe doğru götürecektir. Bunu fark ettikten sonra şunu bilin ki siz ne yaparsanız yapın, kendisi isteyip fark etmezse asla değişmez.

Neden siz?
Eşinizin muhtemelen sevgiye dayalı bir ilişki konusundaki kavramları tanımlamada zorlukları vardır. Bu kavramları yaşadığı evin içinden ya da kültürden öğrenmiştir. Sizin koruyucunuz, kollayıcınız, sahibiniz, yargıcınız, gardiyanınız olma hakkına sahip olduğunu düşünür.

Neden sizi seçti?
Öncelikle siz onunla birlikte olmayı istediniz veya o birlikte olmak istediği için istediniz. Onun yoğun romantik sözlerine, sizi her şeyden çok istemesine, sizi çok sevmesine, size ihtiyacı olmasına ve hep duymak istediğiniz gibi size ne kadar güzel olduğunuzu, mükemmel, özel bir prenses olduğunuzu söylemesine dayanamadınız. Ve hayatınıza girdi.

İkinci sebep ise, o sizi seçti çünkü bu istismarı size yapabilecekti. Ve siz oradaydınız. Çünkü siz orada öylece duruyordunuz ve sizin için bu ilişkiden ayrılmak çok zor olacaktı. Çünkü o, sizin zayıflığınızı güvensizliğini fark etti. Siz onun sevgi ve nefret arasında gidip gelmesine bağımlı hale geldiniz, çünkü siz onun size (kendinize verdiğiniz değere) olan saldırılarını kabullendiniz ve sizi anlamsız hale getirmesine izin verdiniz. Çünkü o biliyordu ki siz çok fazla toleranslısınız.

Kendinize sorun; size bu denli kötü davranılması için sizi kim zorladı? Onlar zorlamalarına dayanabilecek güçlü insanları mı seçiyorlar? Yoksa zayıf, savunmasız ve korkulu insanları mı seçiyorlar? Hatta siz zaman zaman anlamsız bulduğunuz bu davranışlar yüzünden bu duruma katlanamayacağınızı söylediğiniz halde o size güveniyor, çünkü bunu çok kere söylediğiniz halde siz oradasınız. Bu demek oluyor ki, siz güçlü çekici, bağımsız ve kendine güvenen bir kadın olsanız da ilişkinizde zayıf ve etkisiz olarak davranıyorsunuz.

Çoğu zaman "seni bu kadar sevmeseydim, bu kadar kızgın olmayacaktım, bunu seni bu kadar çok sevdiğim için söylüyorum" şeklinde sözler duyarsınız. Ancak sevginin kızgınlık ve öfkeyle yan yana olması kafa karıştırıcıdır. Gerçek sevginin anlamı sahiplenme ve sınırlamalar yerine özgürlük ve gelişmedir. Bunu anlamı savaş yerine barış; korku yerine güvendir. Tüm bunların sonucunda ise onu anlamak, cesaretlendirmek, sadakat göstermek, bağlı olmak ancak bağımlı hissettirmemek "saygı duyulmak" siz prensesler için çok önemlidir. Bir kişi kendisine saygılı davranılmadığında derin bir acı hisseder, yıkıma uğrar.

Evet, birinin bir davranışından veya sözünden dolayı üzülebilir, incinebilirsiniz. Gerçek sevgi bir takım arkadaşı gibi anlaşmayı ya da anlaşamamayı tartışmayı gerektirir. Yarışmacı gibi davranmak, kazanmayı amaçlamak gerçek sevgide yer almaz. Sevgi düşüncelerle, sözlerle ve fiilen gösterilmelidir. Hiç birisi tek başına anlam ifade etmez.

Şimdi gerçeklerle yüzleşme vakti; eğer eşinizle istismara dayalı bir ilişki içerisindeyseniz, problemlerinizle ilgilenmeyi reddedecek, çözmek için uğraşmayacaktır. Eğer onsuz yaşayamayacağınızı düşünüyorsanız ilişkiniz gereklilikler üzerine kurulmuş, sevgi üzerine kurulmamış demektir. Eğer eşiniz sizi herhangi bir anlamda kullandıysa, ki bu sizi ayrılmak için zayıf ve güvensiz hale getirmek de olabilir, sizsiz yaşamaktan korkuyor olacaktır. Bu da sevgi değildir. Eşiniz tarafından sevilmek ve kabul görmeyi istemek oldukça doğaldır ve insan olmanın bir parçasıdır.

Albert Ellis, Ph.D, Marcia Grad Powers'tan Ö.Albayrak




 

Muayenehane adresi:
Adres: Bağdat Caddesi Hisar Apt. 162/13 81104 Selamiçeşme/İstanbul, Telefonlar: (0216) 411 7151 - (0216) 302 7097