|
Ezra Loomis
Pound
Ezra Loomis Pound şiir sanatında
modernist estetiğin öncüsü olarak kabul edilir. Yirminci yüzyılın
ilk yıllarında çalışmalarıyla, Amerikalı ve Avrupalı sanatçılar
arasında düşünce akışını sağlamış, W. B. Yeats, Robert Frost,
William Carlos Williams, Marianne Moore, H. D., James Joyce,
Ernest Hemingway ve T. S. Eliot ile şiirde yeni ufuklar açmıştır.
Şiir sanatına en anlamlı katkısı "İmgecilik" denilen, kaynağını
klasik Çin ve Japon şiirinden alan berraklık, kesinlik, dilin
ekonomik kullanımı, Pound'un sözleriyle "metronomun ardışımında
değil, müziksel deyişin ardışımında bir oluşum" için geleneksel
uyak ve ölçüden kaçınma ile kendisini gösteren bir akımın
öncüsü oluşudur. Son çalışmaları "Kantolar"adını verdiği ansiklopedik
epik şiirlere odaklanmıştır.
Ezra Pound 1885'te Hailey, Idaho'da
doğmuştur. University of Pennsylvania'da yüksek öğrenimine
başlamış, 1905'te Hamilton College'den mezun olmuştur. Wabash
College'de iki yıl süreyle eğitmenlik yaptıktan sonra İspanya,
İtalya ve Londra'ya seyahate çıkmıştır. Ernest Fenellosa'nın
öncülüğünü yaptığı Japon ve Çin şiiri ile ilgilenmiştir. 1914'te
Dorothy Shakespear ile evlenmiş, 1917'de Londra'da Little
Reviewdergisinin editörlüğünü üstlenmiştir. 1924'te İtalya'ya
gitmiş; faşist politikacılarla işbirliği yapmış, 1945'e değin
ABD'ye dönmemiştir. Tutuklandığında İkinci Dünya Savaşı sırasında
radyo aracılığıyla propaganda yaptığı için vatana ihanet ile
suçlanmıştır. 1946'da beraat etmiş, ancak mental açıdan rahatsız
bulunarak Washington, D.C.'deki St. Elizabeths Hospital'e
yatırılmıştır. Hastane yılları sırasında Pisan Kantolar (1948)
yapıtıyla Bollingen-Library of Congress Award gibi son derece
prestijli edebiyat ödülü ile onurlandırılmıştır. Bu ödül Pound'un
politik geçmişini bir kenara bırakarak ona şair olarak hakkını
vermenin, şiir sanatına katkılarını teslim etmenin başlangıcı
olmuştur. Çağdaşı sanatçıların süreğen talepleri sonuç vermiş,
1958'de taburcu edilmiştir. Pound hemen İtalya'ya dönmüş,
Venedik'te yerleşmiş ve 1972 yılında ölünceye değin münzevi
bir hayat sürmüştür.
The River-Merchant's Wife: A Letter
While my hair was still cut straight across my forehead
I played about the front gate, pulling flowers
You came by on bamboo stilts, playing horse,
You walked about my seat, playing with blue plums
And we went on living in the village of Chokan:
Two small people, without dislike or suspicion.
At fourteen I married My Lord you.
I never laughed, being bashful.
Lowering my head, I looked at the wall.
Called to, a thousand times, I never looked back.
At fifteen I stopped scowling,
I desired my dust to be mingled with yours
Forever and forever, and forever.
Why should I climb the look out?
At sixteen you departed,
You went into far Ku-to-Yen, by the river of swirling eddies,
And you have been gone five months.
The monkeys make sorrowful noise overhead.
You dragged your feet when you went out.
By the gate now, the moss is grown, the different mosses,
Too deep to clear them away!
The leaves fall early this autumn, in wind.
The paired butterflies are already yellow with August
Over the grass in the West garden,
They hurt me.
I grow older,
If you are coming down through the narrows of the river Kiang,
Please let me know beforehand,
And I will come out to meet you,
As far as Cho-fu-Sa.
Irmak Kıyısı Tüccarının Karısı:
Bir Mektup
Alnımın üzerinde saçlarım dümdüz kesikken
Oynardım giriş kapısının önünde, çiçekler dererdim.
Bambu ayaklıklar üstünde gelirdin sen, ata biner gibi,
Gezinirdin etrafımda, mor eriklerle oynayarak. Ve yaşayıp
gittik Chokan köyünde:
İki küçük çocuktuk, nefret ve kuşku nedir bilmeyen.
On dördümde Tanrım evlendim seninle.
Gülmedim asla yanında, sıkılgandım.
Başımı eğer, duvara çevirirdim yüzümü.
Bin kez çağrılsam da, asla dönüp bakmazdım.
On beşimde bıraktım kaşlarımı çatmayı,
Karışıp ayağının tozu olayım istedim
Sonsuza değin ve sonsuza, sonsuza değin.
Niçin yolunu gözlemekten vazgeçeyim ki?
On altıma bastığımda sen gittin.
Uzaklara Ku-to-Yen'e gittin, kıvrımlı anaforların kıyısındaki,
Ve beş ay oldu sen gideli.
Yukarda maymunlar hüzünle ağlar.
Ayağını sürüyordun gittiğinde.
Kapının önü şimdi, yosun kaplı, bir sürü yosunla kaplı,
Kökleri yolunmayacak kadar derinlerde!
Yapraklar erkenden dökülüyor bu güz, estikçe rüzgar.
Çift çift kelebekler sarardı şimdiden Ağustos'ta.
Çimlerin üzerinde Batı bahçesindeki,
Dokunuyor bana bunlar.
Yaşlanıyorum,
İnmekteysen şimdi Kiang ırmağının dar geçitlerinden,
Haber ver bana bileyim önceden,
Ve gelip karşılayayım seni, çıkıp Cho-fu-Sa'ya kadar.
Türkçesi: Samet Köse
Cathay'daki en güzel şiirlerden birisidir. Bu şiir-mektupta
anlatıcı, canlı imgeler, değişen tonlar aracılığıyla Çinde
bir ırmak kıyısı tüccarının karısının, kocasının yokluğunda
ona olan duygularını anlatır. Kadın, ilk önce çocukken oyunlar
oynadıklarını anımsar. "Nefret ve kuşku nedir bilinmeyen"
yıllardır diyerek yıllar sonra tanıştığı duygulara göndermede
bulunur. "On beşimde," dizeleriyle kocasını sevmeye başladığı
söylense de, kullanılan resmi dil temkinlilik çağrıştırır.
Kadın "kaşlarını çatmayı bıraktığını" söyler, gülümsemeye
başladığını değil. Yine "karışıp ayağının tozu olmak " imgesi
geçmişteki mutsuzluğunda ölme arzusuna işarettir. Son bölümde
ise kocasının yokluğunda ona olan özlemi zamansız bir aşka
dönüşür. Pound, bu şiiri
Robert Browning'in "Kadınlar ve Erkekler" şiiriyle karşılaştırır.
Sadelik ve el değmemiş güzelliğin sekizinci yüzyıl Çin şiirinden
Browning'e uzanışı onda şaşkınlık uyandırır. "Niçin yolunu
gözlemekten vazgeçeyim ki?" dizesi kadının kocasına olan öte
dünyaya ilişkin aşkının doğasını yansıtır. Pound, bu dizede
"köprünün altındaki direklerde genç bir kızla buluşması olan"
Wi-shang'a göndermede bulunmuştur. "Su gelmiş.O ise direklere
sımsıkı tutularak ölmüştür."
"Irmak Kıyısı Tüccarının Karısı: Bir Mektup" 1915'te Pound'un
üçüncü şiir kitabı olan ve Ernest Fenollosa'nın derlediği
Çin şiirlerinin Pound versiyonlarını içeren "Cathay: Çeviriler"
kitabında yer almıştır. Pound, Fenollosa'nın yapıtındaki şiirleri
yepyeni bir anlayışla uyarlamış, adeta yeniden şiir yazmıştır.
Pound yaşamının sonraki dönemlerinde de bir düşünce ya da
nesne için yazılı semboller olan ve "eşyanın kendisine olan
yakınlığı"nda insanı şiire yakınlaştıran bir şeylerin varolduğuna
inandığı Çin ideogramlarından (kavramyazı) etkilenmiştir.
Gerçekten de, Çin'li şairlerin binlerce yıldır şiirin temel
bileşeninin imgeler olduğunu biliyor olmaları karşısında hayrete
düştüğünü gizlememiştir Pound. Örneğin "Irmak Kıyısı Tüccarının
Karısı: Bir Mektup" şiiri, çağlar boyu, tüm kültürlerde ayrılık
acısı ve hüznün, aşkın kuşatıclığının epik bir anlatımıdır.
Çağdaşı diğer şairler de Avrupa dışındaki uygarlıkların şiirine
ve sanatına kulak verdilerse de, Pound'un çalışmaları yalnızca
kültürlerarası olmayıp aynı zamanda "kronolojiler arası" bir
kavramın, yani Batı'lı modern bir insanın sekizinci yüzyılda
yaşamış bir tüccar karısının, insani deneyimini hissedebileceğinin
ilk örnekleridir.
"Irmak Kıyısı Tüccarının Karısı: Bir Mektup" beş stanzadan
oluşur: ilki altı dize, ikinci, üçüncü ve dördüncü stanzalar
dörder dizeden oluşur. Hepsi de imge merkezlidir, karı-koca
arasındaki duygusal ilişkinin tarihçesini verir. Son stanza
on dizeden oluşur, hemen ardından gelen dize doğrudan duygusallık
içerir. Son dört dize ise bu duygusallığı ırmak kıyısı tüccarı
ile karısının arasındaki bedensel ve duygusal mesafeleri kapayan
bir imge ile tamamlar. İlk dört stanza tek bir imgelem içerse
de Pound, aynı imge etrafında kalmak koşuluyla dizelerde dilediği
kadar sözcük kulanarak serbest bir tarz benimsemiştir. Bu
tekniğe "sonlu dizeler" adı verilir, yani bir sonraki dizeye
aktarım söz konusu değildir. Şiirin her dizesine büyük harfle
başlayarak Pound, şiirde anlamın temel öğesinin dizeler olduğunu,
cümle yapıları olmadığını vurgulamıştır. Şiir boyunca anlatıcının
"ben" sözcüğünü kullanması okuyucuya kadının duygularına empati
yapma olanağı tanırken, şiirde hitap edilen kişi olarak "sen"in
varlığı da okuyucuya hitap edilen kişi olma zenginliğini katmaktadır.
M. L. Rosenthal ve Sally M. Gall "Irmak Kıyısı Tüccarının
Karısı: Bir Mektup" şiirindeki "ritmik başarı"nın daha önceki
şiirlerde yaratılan karakterlerin dramatik sunumu ve monologları
aşıp, "imgecilik" ve "görsel imgeler üzerine imgeler tasarlama"
("phanopoeia")nın üstesinden geldiğini teslim etmişlerdir.
Bu da insan duygu ve düşüncesinden bir dizi merkezi imge oluşturmak
demektir. Yine David E. Ward bu şiiri Pound'un "insan yaşantısı
ve tepkisinin duygusal görünümlerini bütünüyle ifadelendirmeli"
şeklindeki şiir sanatı ilkesinin görkemli bir örneği olduğunu
ileri sürmüştür.
Chokan: Çin'de Nanking'in bir varoşu.
Ku-to-en: Çin'de kayalıklı ve geçilmesi zor bir ırmaktır.
Pound şiirde ırmağın kıyısındaki beldeye de aynı adı vermiştir.
|